merhabalar... bugün günler sonra dışarı çıktım oldukça sıcak bir gündü sanırım artık bahar gelmiş insan evde olunca bunu biraz geç farkediyor olsa gerek. ekmek falan almak için çıkmıştım. yolda çilek satan köylüleri gördüm ve içimden durup almak geldi. bunu gerçekten istedim; alıp sana getirmeyi... ama bunun senin yüzünde bir gülümsemeden çok öfke meydana getireceğini düşündüm hem zaten sen muhtemelen dedenlerdesindir diye vazgeçtim... ama sonra sana götüremesem bile alıp seninle yiyormuş gibi yapabilirim düşüncesiyle işimi halledip geri döndüğümde satıcı ordan ayrılmıştı. ne yapalım kısmet. umarım bundan sonraki tüm çilekleri beraber yeriz dedim eve geldim... dışarısı çok tehlikeli umarım kendine her zamankinden fazla bakıyorsundur. asla hafife alınacak bi şey değil, insanın eline bir şeyler bulaşmış olması ve elini kullanamıyor olması çok kötü... hatırlıyorum da lisede bir kere bunu denemek için yani bir elim olmadan nasıl yaşarım diye test etmek için bir elime bir avuç şeker almıştım. aylardan nisan mayıs falan olması lazım. çünkü şekerler eridi ve ben artık hem elimi bir yerlere değdirmemek için gayret ediyorum hem de elimi kullanamadığım için oldukça zorlanıyordum. bu epey kötü bir durum. sahip olduğum eller ayaklar ve her şey için binlerce şükür. en çok da içi seninle dolu olan kalbim ve aklım için... sabah uyandığımda dün yaptığım çömlek çatlamıştı. neden böyle olduğunu bilmiyorum, mümkün olduğunca malzeme yettiğince çeperini kalın tutmaya çalışmıştım ama olmadı. herhalde kuruduğunda nemli olduğu kadar yumuşak olmadığı için esnekliğini yitiriyor ve daha fazla hacme ihtiyaç duyuyor. ama yine de hoşuma giden bi uğraş şimdilik annem kızdığı için daha fazla uğraşamayacağım bir uğraş ama ilerde kesinlikle bir çok ürün ortaya koyabileceğim bir uğraş... sana bir