Puan vermedi·509 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
59 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:02
Eser 6. ciltten oluşmaktadır. 5.cilt içerik olarak; Kuran-i Kerim'in Arapça metni, sonra meali sonra açıklamalar yer almaktadır. Bu ciltte SAFFAT,SAD,ZÜMER , MÜMİN,FUSSİLET ,ŞURA ,ZUHRUF ,DUHAN CASİYE, AHKAF,MUHAMMED,FETİH,HUCURAT,KAF,ZARİYAT,TUR, NECM,KAMER,RAHMAN,VAKIA ve HADİD Sureleri sureleri yer almaktadır. Tefsir okumaya başlayacaklar için başlangıç tefsiri olabilir.
Din
Taberi Tefsiri - 5. Ciltİmam Taberi · Beka Yayınları · 20246 okunma
Ateşten Düğüm 2
10/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Ateşten Düğüm 2 - Yasemin Kokusu ~ Ayşen B. ~ #alıntı "Kamer... Buldum seni... Nihayet buldum." "Ne?" "Peri kızı... Peri kızım..." . #okudumbitti #kitapyorumu Herkese merhaba, Kan davası bitsin diye zorla evlendirilen Elif ve Baran'ın hikayesi kaldığı yerden devam ediyor. Herkesin gözünde gerçek evli sanıldıkları için aynı odayı paylaşan ikili için hayat hâlâ çok zor çünkü aralarında soğuk rüzgarlar esmeye devam ediyor. Ne kadar soğuk rüzgarlar esse de birbirlerine karşı merak etmeden de duramıyor çiftimiz. Baran'ın yanı sıra Elif konakta Berfin ve Rojbin Hanım'ın saçma hareketleriyle uğraşmaktadır. Aşiretin beklediği bebek İkiliyi zor durumda bırakıyor. Doktorluk hayallerine ve babasıyla abisine verdiği sözü yerine getiremeyeceğini düşünen Elif telefonuna gelen dershane kayıt mesajıyla neye uğradığını şaşırır ve bunu yapanın da Baran olduğunu öğrenmesi hem şaşkınlığını hem de mutluluğunu ikiye katlar. Bu olanlar bir yana Baran hâlâ o karanlık gecede duyduğu ses ve aldığı kokunun kaynağını bulmak için çabalar. Zaman zaman Elif'ten işaretler alsa da onun o kişi olmasını konduramaz. Bilekliği çekmeceden Maran'ın çalması ve kendisinin bulmuş gibi Elif'e söylemlerde bulunması Elif'in sinir katsayısını yükseltir. Ve ağzına geleni söyler. Zor da olsa bilekliğine kavuşmuştur Elif. Şirkette yaşanan olaylar ve üzerine atılan iftira sonucu Baran çekip gitmek ister ama Elif buna müsaade etmez. Her ne kadar birbirlerini sevmediklerini düşünseler de aralarındaki çekim ayan beyan ortadadır. Bilekliği Elif'in bileğinde gören Baran, tüm işaretlerin Elif'i gösterdiğini ve o geceki peri kızının karısı Elif olduğunu anladığında duygularına sımsıkı tutunacaktır. Yine öyle bir yerde bitti kiiiii... Artık aşklarını dolu dizgin yaşasınlar istiyorum ve acilen üçüncü kitaba kavuşmamız
Ateşten Düğüm 2Ayşen B. · Ulysses Yayınları · 20269 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·314 syf.··
2026 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 09:11
Mutfafta bir mevki, sarayda bir makam ya da Paşa kapısından bir ihsan değildi istediği. Onun istediği başkaydı ve Matbah-ı Âzam onun için sadece bir vasıtaydı. Göremese de, giremese de Harem’in hemen arkasında olduğunu biliyordu. Ve bir tek ses bekliyordu. Doğru işi yaptığını gösterecek tek bir nağme… Ona “Pir-i Lezzet” demişti İsfendiyar Usta. Bir mucizeydi o, nadide bir yetenek. Bir mutlak damağa sahip, cümle tatları en ince ayrıntısına kadar ayırt edebilen ve yeryüzündeki tüm lezzetlere hükmedebilen lezzetlerin hükümdarıydı Pir-i Lezzet. Bir insan bir yemekten neden nefret eder ya da onu çok sever? Çünkü o yemekle ilgili muhakkak bir hatırası vardır. O lezzeti her tattığında o hatırayla birlikte, hatıranın hissi de yeniden uyanır. İşte Açıbaşı’nın kabiliyeti lezzetlerin uyandırdığı tüm gizli hislere hükmedecek kadar kuvvetliydi. Ona bu öğretildi. Ehil bir aşçı haline gelmek için uzun bir yolculuk geçirecekti. Bu yolculuğun başlangıcında tanıdı Kamer’i. Onun sesinin yankısı hiç bitmesin istedi. O günden sonra yemekleri aktardığı kapların en altına Kamer için küçük bir hediye yerleştirmeye başladı Aşçıbaşı. Karşılık olarak da Kamer, her öğün sonrası odasının penceresinden dışarı doğru bir şarkı söylüyordu. Ama uzun sürmedi. Sirrah ve Adem Usta ayırdı onları. Ne var ki ilerleyen zamanlarda Aşçıbaşı o gün hissettiği ekşi elma kokusunu unutmayacak, derbeder bir vaziyette çıkacağı yolculukta,yine bir kadın tarafından aklı başına devşirildiğinde neyi yapmadığını anlayacaktı… İşte o vakit Itırlar Hanım’ın sözleri, Aşçıbaşı’nın içine sakladığı bütün hatıraların kapısını aralayacaktı: “Bütün bunları yapabilmen için önce insan denen o varlığı çok iyi tanıman lazım. O varlığı tanıyabilmen için de önce kendi varlığından haberdar olmalısın. Lakin sen kendi hislerinden
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,041 okunma
Destansı Bir Aşk…
8/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 23:29
Okuyan herkesin çok sevdiği Pir-i Lezzet’in yorumuyla ben geldim. Yazardan okuduğum ilk eser olmasına rağmen hikayesiyle beni etkilediğini söyleyebilirim. Kitapta her detay o kadar ince elenip sık dokunmuş ki, büyük bir araştırmanın ürünü olduğu belli, okurken hissedeceksiniz. Ön hazırlık olmadan böylesine bir hikaye ve anlatım mümkün değil, emek kokuyordu her bir sayfası… Pir-i Lezzet, ismi kitap boyunca zikredilmeyen “Aşçıbaşı” olarak tanıdığımız lezzet ustasının hayat yolculuğuna götürüyor bizi. 17. yüzyılın saray mutfağından başlayıp sadece yemeklerin değil tarihin, sırların, ihtirasların ve destansı aşkın olduğu bir dönemde buluyoruz kendimizi. Henüz çocuk yaştayken İsfendiyar Usta onun Pir-i Lezzet olduğunu anlıyor ve herkesin katlinin buyrulduğu o uğursuz geceden kaçarken tesadüfen karşısına çıkıyor. Bu çocuğun yetişmesi için kendi ustasına emanet ediyor. Aşçıbaşının Darü’z-Zevk’in dünyasında, Adem Usta’nın yanında ilerleyen bu yolculuğu Kamer ile karşılaşmasına vesile oluyor. Aşçıbaşı’nın bu büyük aşka kavuşma arzusu var artık yüreğinde… İskenderiye’ye uzanan sırların peşinden gitmesiyle de kitabı sadece bir mutfak hikayesi olmaktan çıkarıp sürükleyici bir serüvene dönüştürüyor. Bundan sonrasını anlatamam, okuyun isterim. Saygın Ersin’in anlatımı çok güçlüydü ve dilinin akıcı olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Sonlara doğru biraz uzatıldığını düşünsem de benim gözümde olumsuz bir etki yaratmadı. Okuduğum en sarsıcı kitap değil belki ama kesinlikle çok severek bitirdiğim bir eser oldu. Mutfağın ve tarihin gizemli dünyasında kaybolmak isterseniz gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,041 okunma
Üçüncü Sır
Puan vermedi
"Şu hadsiz kâinâtı şenlendiren, bilmüşâhede (gözle görünen), rahmettir. Ve bu karanlıklı mevcûdâtı ışıklandıran, bilbedâhe (açıkça), yine rahmettir. Ve bu hadsiz ihtiyâcât içinde yuvarlanan mahlûkâtı terbiye eden, bilbedâhe, yine rahmettir. Ve, bir ağacın bütün hey’etiyle (yapısıyla) meyvesine müteveccih (yönelen) olduğu gibi, bütün kâinâtı insana müteveccih eden ve her tarafta ona baktıran ve muâvenetine (yardımına) koşturan, bilbedâhe, rahmettir. Ve bu hadsiz fezâyı ve boş ve hâlî âlemi dolduran, nurlandıran ve şenlendiren, bilmüşâhede, rahmettir. Ve bu fânî insanı ebede namzet eden ve ezelî ve ebedî bir Zâta muhâtab ve dost yapan, bilbedâhe, rahmettir." Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir. "Bismillahirrahmanirrahîm" de, o hakikata yapış ve vahşet-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyacatın elemlerinden kurtul ve o Sultan-ı Ezel ve Ebed'in tahtına yanaş ve o rahmetin şefkatıyla ve şefaatıyla ve şuaatıyla o Sultan'a muhatab ve halil ve dost ol! Evet kâinatın enva'ını hikmet dairesinde insanın etrafında toplayıp bütün hacatına kemal-i intizam ve inayet ile koşturmak, bilbedahe iki haletten birisidir: Ya kâinatın herbir nev'i kendi kendine insanı tanıyor, ona itaat ediyor, muavenetine koşuyor. -Bu ise yüz derece akıldan uzak olduğu gibi, çok muhalâtı intac ediyor. İnsan gibi bir âciz-i mutlakta, en kuvvetli bir Sultan-ı Mutlak'ın kudreti bulunmak lâzım geliyor.- Veyahut bu kâinatın perdesi arkasında bir Kadîr-i Mutlak'ın ilmi ile bu muavenet oluyor. Demek kâinatın enva'ı, insanı tanıyor değil; belki insanı bilen ve tanıyan, merhamet eden bir zâtın tanımasının ve bilmesinin delilleridir. Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva'-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin
SözlerBediüzzaman Said Nursî · Yeni Asya Neşriyat · 20106,9bin okunma
10/10
·314 syf.·
2026 62. kitabı
Kitap kulübümüzün Mayıs ayı okuması oldu.. İhsan Oktay Anar okur gibi başladım kitaba. Harika bir Osmanlı dönemi kitabı olduğu ilk sayfadan belli etti kendini.. Aşçıbaşı, ana karakterimiz, bir konakta çalışırken ağır misafir Silahdar Siyavuş Ağa’ya pişirdiği pırasa sayesinde Topkapı Sarayı’nda bulur kendini. Üstelik pırasa, ağanın en iğrendiği şeydir bu hayatta.. Saray’a girdiği andaki gözlemleri, iç sesi daha önce burada bulunduğu hissini verir okura. Belki de bir şehzadeydi ve bir şekilde öldürülmeden geri döndü evine, dedirtti ilk iki bölümde bana.. İsfendiyar Usta. Aşçıların amiri sarayda.Yeni gelen Aşçıbaşını kuytu bir yerde tanıdı ve kucakladı. Maziye dönme vaktidir artık.. Şehzadelerin kardeş katli gereğince kılıçtan geçirildiği bir gecede, annesi sayesinde haremden kaçan 5 yaşındaki oğlan, aşçının yanına sığınır, tencereler çöpler arasında saraydan çıkarılıp Adem Usta’ya emanet edilir. O gün Pir-i Lezzet diye tanıtılır Adem ustaya ve yetiştirilmeye başlar.. Kimse geçmişini sormaz. Çocuğun damak tadı hat safhadadır. Bir aşçı olarak yetişecektir. Usta bir aşçı.. O gece saraydan annesi onu kaçırırken anneyi yakalayıp boğan adam Silahdar Siyavuş Ağa celladını yanına almış oldu böylece. Aşçıbaşının özel tarifleriyle insanların his dünyasını, duygularını, şiddeti harekete geçirdiği bir gecede öfkelenen yardımcı oğlanlardan birinin de fevriliği sayesinde hamamda öldürülecekti.. Sarayda intikam rüzgarları esmeye başladı. Saray’da haremde bir de sevdiği kadın vardır Aşçıbaşının. Kamer. Bir tavernada o pişirir kadın da raks ederken tanışırlar ve Kamer bir şekilde önce Bağdat’ta ardından haremde bulur kendini. Yolları ayrılır. Elma şeklinde bir kolye ile başlayan şifreleri sayesinde kopmazlar. Saraya girdiği gece de zaten hareme öyle bir yemek pişirir ki Kamer anlar
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,041 okunma