"Beni öldürmeden önce sormak istediğim bir soru var," dedi.
"Sor bakalım."
"Sana bizler gibi ruhen ve bedenen böylesine bağlı insanları kandırmanı sağlayacak bu iğrenç planı nasıl düşünebildin?"
"Ciddi ciddi dinlemek ister misin cevabımı sahiden?"
"Evet, istiyorum."
"Dinle o zaman... Son isteğini yerine getireyim. Taraftarlarıma hep Arap asıllı olduğumu söyledim. Düşmanlarımsa bunun aksini ispat etmeye çalıştılar. Biliyor musun, haklıydılar da. Ama bu şekilde davranmak zorundaydım, zira siz İranlılar kendi ırkınızdan utanıyorsunuz. Peygamberin doğduğu topraklardan gelenleri bir dilenci bile olsalar kendinizden üstün tutuyorsunuz. Rüstem'in, Suhrab'ın, Minuçehr'in, Ferudun'un torunları, İran'ın o şaşaalı şahlarının, Hüsrev'in, Ferhat'ın Arşaklı hükümdarlarının vârisleri olduğunuzu unuttunuz. Dilinizi, Firdevsi'nin, Ensari'nin ve daha nice şairin dili olan o güzelim Farsçayı terk ettiniz. Arapların inancını kabul ederek her şeyinizle onlara teslim oldunuz. Şimdi de Türkistan'dan gelen Türklere boyun eğiyorsunuz. Zerdüşt'ün gururlu torunları yarım asırdır Selçuklunun kendilerine hükmetmesine müsaade ediyor! Gençken, öldürdüğün o Başvezir ve Ömer Hayyam'la bir yemin ettik. Selçuklu işgalcileri kovmak için elimizden geleni ardımıza koymayacaktık. Planlarımızı gerçekleştirmek için mümkün olduğunca güçlenecek, sonunda nihai güce erişmek için de birbirimize destek olacaktık. Ben araç olarak hem Bağdat'a hem de Selçuklulara karşı olan Şiileri kullanmayı seçtim. Vezirse Selçukluların hizmetine girdi. Başta onun bu vazifeyi emellerimize ulaşmak için seçtiğini düşünmüştüm. Ama ona yeminini hatırlattığımda kahkahalarla gülüp alay etti. Hatta o çocukça oyuna bağlılığımı sürdürmemi şaşkınlıkla karşıladığını söyledi. Bana sadece sarayda bir vazife bulma noktasında yardım edecek kadar