Sen git Şeref, bu devirde de ızdıraba boğulup geliyorum kank
10/10
·240 syf.··
2025 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 12:01
Şeref, “Tiyatro bitti beklemeye lüzum görmüyorum!” diyerek gitmişti tüm kırgınlıklarını geride bırakıp. Selim… Gidemedi. Gidememesini eşine, çocuğuna bağlamayı seçmiş olsa da başta içindeki anlaşılmaz bir duyguyla da baş edemiyordu. Beklediği bir şey olduğunu söylüyordu. 2000 yıl öncesinden beklediği bir şey… Selim önce ölü yani “ruhsuz” bir adamdı, 2000 yıl öncesinden bir ışık karşısına çıkana kadar. Ruhunu buldu çok geriden gelen. Gelmek demişken 2000 yıl önceki mazisine yolladığı “Vur şanlı silahınla, gönül mülkü düzelsin Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin” dediği şiirden mektup geri gelir. Atsız’ın bu şiirinin adı da “Geri Gelen Mektup”tur. Aynı zamanda “Mutlak Seveceksin” şiiri de öylesine güzel yerleştirilmiş ki sanki Atsız, bu kitabı bu iki şiir için yazmış. O şiirlerin parça hâlini paylaşmak istiyorum: open.spotify.com/track/4MMzZXhVS... open.spotify.com/track/2uXyY5hzv... Sadece Atsız’ın kendi şiirleri de değil birçok edebî alıntı yer alıyor kitapta. Hattâ eski bir mitolojik Türk anlatısı ile başlıyor ve bu anlatı ile bize fısıldıyor Atsız: “Ey okuyucum, bir nevi böyle bir hikâye bekliyor seni.” Durumlar değişiyor, isimler değişiyor, çağlar değişiyor ama duygular bâki. Ruh sanki ızdırap çekmek için göçüyor. Reankarnenin bile kurtaramayacağı bir bedbahtlık. :) Çok şey anlatsam bile aslında hiçbir şey anlayamıyorum şu an, farkındayım. Çünkü çok dolu bir kitaptı. Dolu dolu. Tarih, edebiyat, psikoloji, felsefe, mitolojik öğeler… Sembollerle doluydu kitap her şeyi geçsem. İnsanın içinde kendine bile sormaya, söylemeye cesaret edemediği çok şeyi dökmüş ortaya. Büyük mahkeme, Tanrı ile hesaplaşma sahnesi
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202134bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2023 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2023 09:58
Han Kang dilini hiç bilmediği Varşova’da geçirdiği dört ay boyunca Varşova’nın karla kaplı sokaklarında tek başına yürüyüşler yapıyor ve şehrin tarihine, savaşın şehirde bıraktığı izlere dair gözlemlerde bulunuyor. Bu yürüyüşler sonucunda hikayesi bu şehrin hikayesine benzeyen ablasını yazmaya karar veriyor. Aslında Kang ablasını sadece annesinin yıllarca süren yasından tanıyor çünkü ablası doğduktan 2 saat sonra ölüyor. Kang ablası yaşasaydı hiç doğmayacağını, aslında ablasının yerini yaşadığını düşünüyor. Kitapta belirli bir olay örgüsü yok. Kank beyaz nesneler üzerinden ölümü ve yaşamı anlatıyor. Aslında bu açıdan bana oldukça farklı geldi. Az kelimeyle çokça yas, hüzün, kayıp ve bunların yanında yaşam ve umut içeren bir kitap. “Soğuk hava karanlık ciğerlerimize akın ederek vücut ısısı ile birleşir ve beyaz soluklara dönüşür. Hayatımız aslında beyaz ve belirgin, gökyüzüne süzülen bir mucize.”
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,046 okunma
Reklam
Puan vermedi·196 syf.··
2018 182. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2018 09:15
Kitabın ismi, konusunu tam olarak anlatıyor. Edebiyatımızda Garipçiler diye tanınan şairlerimiz Orhan Veli, Oktay Rifat ve Melih Cevdet’in, gazeteci-yazar Şevket Rado’ya yazdığı mektuplar toplanmış. Mektupların orijinalleri ve yazarların fotoğraflarıyla kitap zenginleştirilmiş. Orhan Veli’nin erken ölümüne bir kez daha kahrolduğum, Oktay Rifat’ın şiirlerini merak ettiren, Melih Cevdet’in Şevket Rado’ya en yakın isim olduğunu gözlemlediğim kitabı şairleri tanıyan, seven herkese öneriyorum. suleuzundere.blogspot.com/2018/06/orhan-v...
Şevket Rado'ya MektuplarMelih Cevdet Anday · Yapı Kredi Yayınları · 201478 okunma