SAKLI PUSULA
Yıl: 2090. Birleşmiş Irklar Konfederasyonu (BİK) Arşiv Dairesi.
Dışarıda, sera gazlarının hapsettiği bakır rengi bir gökyüzü ve suların yuttuğu bir dünya vardı. Selim, Arşiv Dairesi’nin 42. katındaki loş terminalinde, Senato’nun "Büyük Temizlik" operasyonu kapsamında eski dijital kalıntıları siliyordu. O gün, sistemin genel taramalarından gizemli bir şekilde kaçmış, şifreli bir veri bloğuna rastladı.
Ekranda kısa bir anlığına devasa bir kara parçası belirdi; resmi haritalarda "Zehirli Boşluk" olarak işaretlenen yerde, yeşil ve yaşanabilir bir kıta vardı. Selim, bu verinin saniyeler içinde sistem tarafından fark edilip yok edileceğini biliyordu. Panikle etrafına bakındı. Dijital bir kopyalama yapması imkansızdı, sistem anında alarm verirdi.
Masasının çekmecesindeki eski bir antikayı çıkardı: Babasından kalma, mekanik görünümlü ancak içi boş bir pusula kapsülü. Bu kapsülü, acil durumlar için gizli bir veri depolama birimine dönüştürmüştü. Titreyen parmaklarıyla dosyayı bu fiziksel kapsülün içine aktardı. Veri yüklemesi bittiği an ekran karardı; Senato’nun merkezi yapay zekası durumu fark etmişti.
Tam o sırada, odanın ağır metal kapısı o meşhur hidrolik tıslamasıyla yana kaydı. Selim pusulayı hızla tulumunun iç cebine attı. Yakalandığını düşünerek nefesini tuttu ama karşısında duran iki Sentetik Lejyoner’in tavrı farklıydı. Silahlarını doğrultmamışlardı.
"Arşiv Memuru Selim," dedi lejyoneer, metalik ve ruhsuz bir sesle. "Senato tarafından Büyük Arena'daki 'Gerçeklik İstişaresi' toplantısına davet edildiniz. Halk arasındaki fısıltıları bitirmek için bir şahit olarak orada bulunmanız emredildi. Hemen bizimle geliyorsunuz."
Selim, iki çelik yığınının arasında asansöre doğru yürürken kalbi göğüs kafesini zorluyordu. Cebindeki pusulanın içinde ne olduğunu, o