Ağustos 2007’de bir Rus ekibi, Kuzey Kutbu’ndaki buz tabakasının altına içinde bir Rus bayrağı taşıyan bir titanyum kapsül yerleştirdi. Rusların Arktik bölgeler üzerindeki işbu hak iddiasının altında yatan, ne bilimsel amaçlardır ve ne de politik ve propaganda amaçlı bir gövde gösterisi.
Neonlar gökyüzünü deliyordu. Sanki yıldızlar kovulmuş, yerine insanlar kendi yapay takılarını asmıştı. Kapsül otelin önünde durduğumda, içimde bir yerde, çocukken girdiğim tabutluk korkusu uyandı. Küçük bir kutuda uyumak, büyük bir boşlukta kaybolmaktan daha kolaydı belki de.
Kapsülüm açıldı. İçine girdim. Kapak kapandı. Bir insanın kabuğuna girer gibi, bir makinenin midesine düşer gibi… Tavandaki küçük ekran yandı. Reklamlar akmaya başladı. Daha iyi uyu, daha hızlı uyan, daha az hisset, daha çok tüket…
Gözlerimi kapadım.
Gidâ-yı rûhu ver kim rehber-i mirâc-ı ulvîdir
Hemîşe fikr-i ta'mîr-i beden pâ-der-gil olmakdır
Günümüz Türkçesiyle, "Ruhunu besle, yola o çıkacak; beden boş kapsül, bırakıp gideceksin/Bütün mesaini bedenine harcarsan ayağı çamura çakılıp yürüyemeyen eşek gibi olursun" diyor.
Ama neden? diye sordu Phaedrus. Neden arete yi yok ettiler? Neredeyse bu soruyu sorduğu anda yanıtı da geldi. Platon arete'yi yok etmeye çalışmamıştı ki. Onu kapsül içine almıştı; sürekli, değişmez bir İdea yapmıştı ondan; onu katı, hareketsiz bir Ölümsüz Hakikaťe çevirmişti. Arete'yi her şeyin en yüksek biçimi, en yüksek İdea'sı, yani "İyi" yapmıştı. Areté, daha önce olmuş her şeyin sentezinde, yalnızca Hakikat'in altındaydı.
Kendi zevklerine, hırslarına ve şehvetlerine göre bir toplum kurdular. Yaşamın en küçük görevlerinde bile onların zoraki ve kulluk bekleyen kanunlarını bir kapsül gibi yutman gerekir! Adına çalışmak dedikleri bir esarettir bu ve herkes yaşama hakkını onlardan dilenmek zorunda! Bu ortamda sadece bir avuç hırsız, utanmaz ahmak ve manyağın yaşama hakkı var. Hırsız, alçak ve yalaka değilsen, 'yaşamayı hak etmiyor!' derler.
Ruhunu besle, yola o çıkacak; beden boş kapsül, bırakıp gideceksin. Bütün mesaini bedenine harcarsan ayağı çamura çakılıp yürüyemeyen eşek gibi olursun.