Spoiler içerir
Dumanı hırsla tüten bir fabrikanın altında, bilinçsizce ve hızla dönüyorsunuz. Makineleşmiş devasa gezegenimiz bir tur daha dönüyor ve yelkovan, saatin içerisinde ucuna taş bağlanmış bir ip gibi savruluyor. Rahatsız edici düşlerinizden uyanın, fakat bu sefer bir kabusla karşılaşacaksınız. Bir haşerat olarak. Bir böcek kadar değerli, bir böcek kadar insan olan yaşamınız; aslında kabusun ta kendisi.
Gregor Samsa; sizin, benim ve diğer herkesin olduğu gibi kapitalizm düzeninin dönen bir çarkıdır. Evinde ve işinde; bir evlat veya bir kardeş olarak hayatında üstlendiği rollerin tamamında hizmet gören kişidir. Köleleştirilmiş, kendi hayatını yaşamayı beceremeyecek kadar aciz bir bireydir. Bu bireyin kendisini insan yapan tüm özellikleri zımparalanılarak çıplak bırakılmıştır. Tüm bunların sonucunda, bir sabah kendisini bir böceğe dönüşmüş vaziyette bulur.
Dönüşüm, esasında modern insanın yabancılaşmasını ele alan bir eserdir. Yabancılaşmayı bir kenara bıraktığımızda, aslında metnin başlangıcında anlatılanın hepimizin aşina olduğunu söyleyebiliriz. Gregor uyanır ama işe gitmek istemez. İşinin yoruculuğundan, düzensizliğinden, kötü şartlarından yakınır. İşini sevmez, kendini ait hissetmez. Trene yetişmek veya uyumak arasında karara varmaya çalışır. Ne kadar mutsuz olduğundan dem vurur. Gerçekten de buraya kadar her şey uzak olmadığımız şeyleri anlatır. Gregor; aslında modern insanın, yani bizlerin ta kendisi olmaktadır.
Franz Kafka'nın diğer eserlerinde de yer alan absürtlük durumu Dönüşüm'de Gregor'un böceğe dönüşmesiyle anlatılır. Yine suçunu bilmeyen ve onun farkında olmayan suçlu bir karakter vardır. Durumun absürtlüğü bir yana, ana karakterimizin kendisinde ve aile bireylerinde bu olağanüstü duruma karşılık olağanüstü bir tepki göremeyiz. Elbette