SÖMÜRGECİLİKTEN YENİ EMPERYALİZME
Sömürgecilik, genel olarak bir ulusun, başka ulusları ya da toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması ya da yayılmayı istemesi olarak tanımlanır.
Sömürgecilik, yeni emperyalizm öncesi, güçlü ülkelerin güçsüzlerin toprakaltı ve topraküstü servetlerine el konulmasından da öte, sömürgeleştirilen ülke insanlarının, emek güçlerinin de sömürülmesi, o insanların kölelik düzeninde yaşatılmasıydı. Örneğin Çin'i sömüren ülkeler, Çin'in Şanghay lokantalarının kapılarına, "Buraya köpekler ve Çinliler giremez" levhalarını asarak, Çinli'yi köleden de aşağı gördüklerini belgelemişlerdir. Asgari ücret Kenya'da yerliler için 6 dolar iken, Avrupalılar için 209 dolardır. Kuzey Rodezya'da yerlilere 5 dolar, Avrupalılara 229 dolar olarak ödenmesi bunun somut örnekleridir. Uygar olduğunu, ele geçirdiği ülkelere özgürlük ve uygarlık getirdiğini söyleyen Batı, işle budur. Ve Batı uygarlığı, zenginliği, işte o insanların gözyaşları, sömürülen emekleri ve canları ve kanları pahasına elde edilen artı değerden de öte, varlıklarının talanına dayanır.
Örneğin,. Büyük Britanya'nın az gelişmiş sömürgelerine 1862'de yatırdığı 3,6 milyon frank, 1870'te 20 milyon, 1885'te 30 milyon franka yükseliyor.
Fransa ikinci plandadır. Daha sonra, Belçika, Hollanda, Amerika, Japonya Dünya'nın geri kalmış bölgelerini, daha da geri kalmaları pahasına sömürü yarışına geçmişlerdir.8
Az gelişmiş ülkeler yoksullaşırken, köleleşirken, Avrupa üstün insanlar (!) toplumu olarak Dünya'ya üstten bakmaya başlar. İşte bu üstten bakış, bir yerde faşizme dönüşmüş, dünyanın başına bela olmuştur.