Oltadaki Balık Türkiye Emperyalizmin Tuzaklarındaki Ülke

8,9/10  (46 Oy) · 
97 okunma  · 
50 beğeni  · 
2.152 gösterim
"Devletimizin temelindeki ilk harç, bağımsızlık bilincidir. Bu bilinç nasıl yok edilmiş? İşte bunun yanıtlarını veriyor Emin Değer. Bu gerçekler sadece geçmiş olayları değil, ileride yaşayacağımız CIA damgalı oyunları da sergilemektedir." -Uğur Mumcu-
"Emin Değer'i CIA, Kontrgerilla ve Türkiye adlı kitabından hatırlayacaksınız. Yeni eseri Oltadaki Balık Türkiye, bir bataklığa saplanışın öyküsü. Büyük bir ilgiyle, ama yine de hüzünle okuyorsunuz. Çünkü Emin Değer, o hengâmede aymazlıkları, yer yer ihanetleri de sergiliyor. 'Bu kadarı da olmaz' diyorsunuz; olmuş ama!" Server Tanilli "Türkiye nasıl 'oltadaki' oluyor? Bu ne biçim benzetmedir?.. Benzetme, kitabın yazarı Emin Değer'in değil, bütün dünyanın adını bildiği bir Amerikalı'nın, Nelson A. Rockefeller'ın... ABD Başkanı Eisenhower'a yazdığı bir mektupta Rockefeller, bu benzetmeye başvuruyor... Bilinçsizliğin kör güdüsünde benliğini dış güdüme teslim etmiş bir toplum düzeyindeyiz. İnanmayan, Oltadaki Balık Türkiye'yi okusun." -İlhan Selçuk-

"Emin Değer, Millî Savunma Bakanlığı Hukuk Danışmanlığı gibi yetkili koltuklardan yabancılarla olan ilişkilerimizi yakından izleyebilmiş ve bir Türk Subayı'na yaraşır biçimde tepki göstermesini bilmiştir."
-Türkkaya Ataöv-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    536
  • ISBN:
    9786056043543
  • Yayınevi:
    Kilit Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Mehmet Ferit 
 06 May 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 9/10 puan

Banu Avar'ın konuk olduğu bir televizyon programında: "Bu kitap bir üniversitedir. Kim, hangi üniversiteyi bitirirse bitirsin, bu kitabı okumadıysa olmaz." dediğinde, kitabın ismini hemen hafızama not almıştım ve şuan itibariyle bitirdim. "Her sırtını sıvazlayanı dost sanma! Belkide bıçak saplayacağı yeri yokluyordur." sözünü duysanız, aklınıza ilk olarak hangi ülke gelirdi? Ben amerika denilen illeti, her zaman kansere benzetirim. Ve biz bunun tedavisini bulamadığımız sürece; hem güzel ülkemizi, hem de tüm dünyayı kasıp kavurmaya devam edecek bu illet! Ne ile karşı karşıya olduğumuzu bilmeden, düşmanı tanımadan, onun stratejilerini ve geçmişte yaptığımız hataları görmeden, düşmanla nasıl mücadele edebiliriz? Önce düşmanı tanımalıyız ki, onunla mücadele edebilelim. Bu kitap, tam da bu sorulara cevap veriyor işte, asıl düşmanı tanımamızı istiyor! Siyasileri ve medyayı dahi avucunun içine almış, istediği gibi kanalize edebilen, içimize kadar sızmış bir düşman! Amerikan emperyalizmini, anlaşma ve yardım adı altında, ülkemizi nasıl "gizli işgal" ile işgal ettiklerini ve siyasilerin (özellikle 1947 yılı itibariyle) geçmiş dönemde verdikleri hatalı kararları gözler önüne seriyor. Malesef ülke olarak nasıl bir bataklığın içinde olduğumuzu içiniz acıyarak okuyacaksınız.