Sesin nerde kaldı, her günkü sesin Unutulmuş güzel şarkılar için Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan Sesin nerde kaldı? kar içindesin! Ahmet Muhip Dıranas....
UNUTTUM
Bir daha sevmeye ayırdım tüm zamanlarımı Yazmaya bu yüzden vakitim olmadı Ben düşünmeye başlayınca seni Ki bu bir önceki düşünmemin sonundan çok öncedir İnan ki dağlar ,taşlar İnan ki bulutlar ,yağmur ve kar Onlar da benim kadar seni düşünürler Benim kadar diyemem ama Ama yemin ederim onlar da seni özler Hep salgının bu günlerde Saati cezveye koyup yumurta tutuyorum Bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum Unuttum .
Şiir
Reklam
Olmak, sözcüklerle tanımlanıp anlatılamaz. O, ancak yaşanılan ve içte hissedilen bir özellik, bir süreç, bir canlılıktır. Sahip Olmak ya da Olmak Erich Fromm Semanur Betül Demir Semanur Betül Demir İnsanoğlunun içerisindeki kötülük, kafanın tembelliğinden doğar. Vadim O Kadar Yeşildi ki Richard Llewellyn Eniz ☭Eniz ☭ Ne yaptın da aşık ettin beni kendine. Bilmem, sadece sevdim seni. Alıntı Martin Eden Jack London Cevat Dönmez Cevat Dönmez “ Aşk,aklın üzerindeydi…” Jack London Eşlerini öldüren tek canlı türü insandır. Adem'den Önce Jack London "Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
1000Kitap
Hadi gidiyorsun Yürekten kan gidiyor, sen gidiyorsun Herşey gidiyor Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor Solgun bir gül oluyor insan Bir demet kır çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Şiir
“Bazı kelimeler lazımdı Cumhur’a: muhatabına tesir edecek kelimeler... Anlattıklarına Fransız kalındığını sanıyordu çünkü. Harcadığı yılların tazminatı saydığı tecrübesi, öyle söylüyordu. Tabii bir de... Madame Specialiste'in bakışları etkiliydi, bu kanaate varmasında... O yüzden çevirdi yüzünü: Kar beyazı duvarda oynaşan yaprakları seyrederek, yaklaşık yirmi beş dakika süren görüşmeyi, muhakeme etmeye koyuldu. youtube.com/shorts/Z2oQEKcL...
Uyandığında ter içinde kalmıştı, ocak ayında üşümeden uyumak veya terlemiş olmak hiç şüphesiz bir mutluluk sebebi sayılabilirdi. Birden günün aydınlanmasına rağmen yeterince dinlenmediğini hissetti ve bu kadar uyuyup nasıl dinlenemedim diye kendi kendine söylenmeye başlamadan önce saatine baktı, saat 04:23 ü gösteriyordu, şaşkınlığını gizleyemedi. Henüz sabah olmamışken bu aydınlık da neyin nesiydi.. Zor da olsa sıcak yatağında doğrulup bir süre bekledikten sonra ayağa kalktı, cama doğru yaklaştığında gökyüzünün turunculuğu ve caddeyi tümüyle kaplayan karları görünce durumun farkına vardı. Beyaz örtü ile gökyüzündeki renk adeta sabah olmuşçasına her yeri aydınlatmıştı.. Sabahın erken saatlerinde henüz hiç bir araba ya da yaya yola çıkmamış olduğundan yerlerde hiç bir lastik ya da ayak izi görünmüyordu, uçsuz bucaksız bir örtü kaplamıştı şehrin caddelerini.. İçinden bir his bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini söylüyordu, çocukluğundan bu yana kar yağdığında heyecanla sokağa çıktığı anlar aklına geldi ve hiç üşenmeden üzerini sıkıca giyip dışarı çıkmak istiyordu. Birkaç dakika sonra atkısı, beresi, ayağına bir numara büyük ama kat kat giydiği çoraplar sayesinde tam oturan botlarıyla dışarı çıkmaya hazırdı, kapıdan dışarıya adım attığında yüzüne çarpan soğuk onu kendisine getirmiş bunun iyi bir fikir olmadığı konusunda adeta sert bir uyarıda bulunmuştu ama onun bunu dikkate aldığını söylemek pek mümkün değildi. Tanıdığı, bildiği sokaklarda yürüyordu ama bir yabancılık çektiği de doğruydu, tedirginliğinin sebebi adım attığı yerlerde kendisini bekleyen sürprizleri göremiyor oluşuydu, kar en az yirmi santim kalınlıkta kaplamıştı yerleri ve bu da adım attığı yerleri dikkatli seçmesi gerektiğinin bir işaretiydi, kaldırımlarla caddeler neredeyse aynı seviyedeydi, kaldırımdaki
İnsan ve Duygular
Reklam
Reklam