Dağılan iki imparatorluk, değişen sınırlar ve dönemin acı gerçeği; muhaceret!
Nazan Bekiroğlu’nun Nar Ağacı romanı, sadece Tebrizli Settarhan ile Trabzonlu Zehra’nın hüzünlü ve epik aşkını anlatmaz; aynı zamanda 20. yüzyılın başındaki koca bir coğrafyanın siyasi, askeri ve sosyal altüst oluşlarını bu aşkın aynasından yansıtır. Bekiroğlu, mikro düzeydeki bir gönül ilişkisini alıp makro düzeydeki bir tarih projeksiyonuna dönüştürmeyi çok iyi başarıyor.
Başkalarıyla sohbet edip gülüp eğlensem bile,
Vallahi gönlümde başka sevgiye yer vermem.
Fakat güneş batınca insan,
Güneş yerine önüne bir kandil koyar.
گر با دگری مجلسی می سازم و لاغ
ننهم به خدا و مهر کس بر دل داغ
لیکن چو فرو شود کسی را خورشید
در پیش نهد به جای خورشید چراغ
İtidal şiirini daha önce okuma fırsatım olmamıştı. Orhun abideleri üslubundaki bu manifesto şiiri aynı zamanda yazarın ütopyasını net bir biçimde yansıtıyor.
ŞiirlerCaner Kara · Tayma Yayınları · 202518 okunma