Kur'an okumak, Kur'an'ın ayetlerini tededbür (anlamak, düşünmek) ve tezekkür (düşünüp öğüt almak) etmekle mümkündür. Kur'an'daki Arap harflerini, anlamlarını bilmeden telaffuz etmekle değil. Bu da Kur'an'ı okumanın, okuyucunun anlayacağı dildeki karşılığını okumak veya Arapça bilmekle mümkün olacağını gösterir.
Ne dediğini anlamadan Kur'an okumak, Kur'an'ın istediği okuyuş değildir.
O halde, ilahi kelamın senfonisinden yararlanmak için özgün metni okumak veya dinlemek isteyenler, okunan kısmın mealini mutlaka okumalıdırlar. Okunan Kur'an'ın hatim olması için de bu şartı yerine getirmek gerekir.
Kısacası, Kur'an hatmi bir sayı tutturma ve sayfa devirme olayı değildir. Hatim, Kur'an'ın açık ifadesi ile bir tedebbür yani Allah kelamını inceden inceye ve derinden derine düşünme olayıdır. Peygamberimizin eşi Aişe, bir kısım insanların hatim sayısını artırmak için çabuk çabuk Kur'an okuduklarını gördüğünde şöyle konuşmuştur: "Böyle bir okuyuştan hayır beklenemez. Böylelerinin Kur'an okumalarıyla okumamaları aynıdır. Kur'an, anlamı üzerinde düşüne düşüne okunmalıdır." Unutulmasın ki, Hz Aişe bu sözü Kur'an'ın hem dilini hem muhtevasını çok iyi bilen sahabe nesli için söylüyor. Bunların hiçbirini bilmeden sadece lafız hatmi yapanların durumunu düşünmek lazım.
(Sad suresi 29. Ayet)