"Allah'ım! İnsanlar seni verdiğin nimetler yüzünden severler; bense seni verdiğin belalar yüzünden severim." Hallac-ı Mansur
"Hayatım sırrını mı arıyorsun; onu ıstırap içinde çırpınıştan başka bir yerde bulamazsın! Allah'ım! Ne iyi ettin de aramak ıstırabına derman yaratmadın." Muhammed İkbal
İkbal, tam Hallaci bir bakış açısıyla, ıstırapsız bir dünyanın tekamülde yerinde saydığını düşünmektedir. Modern dünyanın konforu ilahlaştıran gidişinden İkbal, işte bunun için tiksiniyor. Diyor ki: "Bu eski manastırda konfor aramak, ruhun vücuttan ayrılmasına bir işarettir." Konfor, insan tekamülünde en hayati prensip olan "iç kuvvetlerin geliştirilmesi"ne büyük darbeler vuruyor. Bireyin, deyim yerinde ise, ruhsal kozmik mukavemet mekanizmalarını tahrip ederek, benliğin fanilik karşısındaki bağışıklık sistemini işlemez hale getiriyor. Bunun sonu ise, insanın eşyaya köle olmasıdır. Bu köleliği günümüzde "makineye bağımlılık" sembolize etmektedir. Ve bu kölelik, ortadan kaldırılması için isyanın akla bile getirilmediği bir köleliktir; en büyük yıkımı da buradan kaynaklanmaktadır. Istırap, tekamül ve yaratıcılığın motor gücüdür.