📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Fakir, Allah'tan başka her şeyden müstağni olan ve yalnız Allah'a bakan kimsedir.
"Yüksek ahlak (bk: Nun suresi, 4): Hakkı tanıdıktan sonra, halktan gelen eza ve cefanın insana tesir etmemesidir."
"Tevekkül, bir şehirde yemek yemeye senden daha müstehak olan birisinin bulunduğunu bildiğin zaman, yemek yememelidir."
"İhlas, bulanıklık şaibesinden ameli arındırıp duru hale getirmektir."
"Dünyadan geçmek nefs zühdü, ahiretten geçmek kalb zühdü, kendinden geçmek ruh zühdüdür."
Hallac-ı Mansur
Neden ateştedir yaratıcı benlikler? Çünkü onlar sürünün uykusunu kaçırırlar. Sürü, kendisini ileri, çok ileri bakmaya zorlayarak gözlerini yoranları sevmez. İleriyi gösterenler, sürünün önüne geçtikleri için de affedilmezler. Nietzsche uyarıyor yaratıcı benliği: "Seni asla bağışlamayacaklar. Çünkü sen onları geride bıraktın. Sen yükseldikçe hasedin gözü seni o ölçüde küçük görür. En çok, uçandan nefret edilir."
Anlaşılan; sürü, istediği olamadığımdan, istediği menzillere ulaşana korkunç bir hasetle diş biler. Bu diş bileyiş, sürünün, yetersizliğini ödünlemek için işlettiği bir tatmin mekanizmasıdır.
Bu tatmin mekanizmasının zehirli işleyişine bir örnek de sürüdeki aşağılık kompleksinin susturulmasına yönelik "tevazu" edebiyatıdır. Hep tevazudan bahseder sürü. Sanki bir şeyi vardır da tevazu gösterecektir. Hep tevazu ister sürü, çünkü vakarını koruyacağı hemen hiçbir şey üretmez. Bol keseden tevazu sloganları atarak, yaratıcı ruhu cendereye sıkıştırıp ürettiği değerlere sahip çıkamaz hale sokmak ister. "Mütevazi ve uysal yapan her şey onlarca kutsaldır. Böylece kurdu köpekleştirirler ve insanı insanın en basit evcil hayvanı yaparlar."
"Onlar, Tanrı'nın hikmetinden habersiz ve insan suretinde yaratılmış eşeklerdir." Mevlana Celaleddin Rumi
"Mercan mercan uçuk dudağımda kan
İnci İnci soluk şakağında ter
Ne baş yedi, ne kan içti bu meydan!
Bu meydan, aşıktan canını ister!
Tatlı idi sana akrep kıskacı
Acıya, acı da buldun ilacı
Diyordun üst üste geldikçe acı
Biraz azap isterim bundan da beter!
Sana taş attılar hep gülümsedim
Dervişin bir çiçek attı inledin
Bağrımı delmeye taş yetmez dedin
Halden anlayanın bir gülü yeter!"
Necip Fazıl Kısakürek
"İki rekat namazla da Allah'a gidilir; yeter ki abdestini kanınla alabil." Hallac-ı Mansur
Kin ve nefretlerin aracı ve paravanı haline getirilmiş bir din, insana reva görülebilecek zulümlerin en tehlikeli üretim kurumuna dönüşür. Böyle bir dine kapılmaktansa dinsizliğe kucak açmak yeğdir. Çünkü, hayat küfür ve inkâr üzerine oturur ama zulüm üzerine oturmaz. Ve kinleşmiş din en zehirli zulüm kurumudur. O halde, sahte dine karşı çıkmak, dinsizliğe karşı çıkmaktan daha önemlidir.