Sevmek zorlama olmadan sadece özgür olunduğunda yaşanabilen, insan gücünü somutlayan bir eylemdir.
Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil. Bir şeyin "içinde olmaktır", bir şeye "kapılmak" değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir.
Çok şey olan değil, çok veren zengindir. Bir şeyi yitirmekten korkan istifçi, ne kadar çok şeyi olursa olsun, ruhbilim dilinde yoksul ve yoksun bir kişidir. Ancak kendinden bir şeyler verebilen kişi zengindir.
Eşitlik, hiç kimsenin bir başkasının amacına araç olmaması anlamını taşır. Bu, tüm insanların birbirleri için araç değil amaç, sadece amaç oldukları zaman herkesin eşit olacağı anlamına gelir.
Kadınlar eşittir çünkü onlar artık erkeklerden farklı değildir. Karşıt kutupların eşitliği yerine, erkek kadın aynılaşıyor Çağdaş toplum, bireysel olmayan eşitlik fikrini öğütleyip yayıyor. Çünkü sürtüşüp pürüz çıkarmadan kalabalık topluluk içinde çalışabilecek, birbirinin eşi, çekirdek insanlara gereksinim duyuyor toplum. Bu insanların hepsi verilen emirlere uymaktadırlar, ama yine de kendi isteklerini yaptıklarını inandırılmışlardır. Nasıl ki çağdaş yoğun üretimde malların standartlaştırılması bir gereklilikse, sosyal süreçte de insanların standartlaştırılması öyle bir gerekliliktir. Ve bu işe "eşitlik" denmektedir.
Dindar Allah'ın rahmeti, dinci ise Allah'ın musibetidir.
Dinci, dindarın kıymetini bilmeyenlere, Allah'ın musallat ettiği Kara bir beladır.
Dincilik; dini, gelir-çıkar aracı yapan bir sanayi koludur. Tarihin en verimli ama en zalim iş kollarından biridir dincilik.
Dindar, Allah için iş yapıp değer üreten rahmet insandır; dinci ise Allah yerini iş yapmaya kalkan bir şerridir.
Dinci'nin alameti farikalarından biri de sürekli bir biçimde başkalarının dini-imanı hakkında hüküm vermektir. Dincinin Allah'a bırakmak istemediği şeylerden biri de işte bu hüküm verme yetkisidir. Dinci hiç durmadan insanların dini-imanı, cenneti-cehennemi hakkında fetva çıkarır. Onun için ibadet, adeta bu fetva işidir.
Günümüz Haçlı savaşlarının temel hedefi, İslam'ı çağın gözünde çirkin ve kanlı göstererek reddettirmek ve sahne dışına itmektir. Temel strateji ise İslam'ın içini oyup esasta İslam olmayan bir "ilkel gelenek yığını"nı o oyulan yere yerleştirmektir. O halde yöntem, İslam'ın esasına düşmanlık ve saldırı değil, İslam'ın içini oyup, boşluğu sözde bir İslam'la doldurmaktır. Bunun daha elle tutulur ifadesi şudur:
İslam'ı çağdaşı kılmak için onu Kur'an dışı kılmak gerekir. Çünkü Kur'an çağın ilerisindedir. Yaşanan İslam Kur'an içi bir İslam olursa Müslümanlar çağın önüne geçer.