Tam bir dönemsel dizi tadında kitap diyebilirim. Kraliyet hayatını, taht kavgalarını, savaşları anlatması ile o dönemlere giderek merakınızı yenebilirsiniz. Tabi benim kitaptan aldığım esas mesaj çok küçük yaştan itibaren etrafımızdakilerin bize empoze ettiği şeyleri benimseyip, bunu bir amaç haline getirmek ve bu yolda her şeyi mübah görmek. Aragonlu Catherine için bu böyleydi.
Kitap, aslında hayatımızın her anında uymamız gereken temel dört anlaşmayı ele alıyor. Çoğu zaman düştüğümüz durumları ve dönüştüğümüz kişiyi engellemek için, bunu nasıl yapacağımıza dair güzel öğütler içeriyor. Bazen çevresel faktörlerden başarmak zordur ve bu anlaşmalarda öyle maalesef. Ama başardığımızda hayatımızın kaliteleşeceği de kaçınılmaz.
Yaşamınızdaki üzüntülerin ve dramaların kaynağında kişisel algılamak ve varsayımda bulunmak vardır. Bu cümlenin gerçekliğinin üzerinde bir an olsun düşünün.
İnsanlar kendilerinin mükemmel olmadığının sizin tarafınızdan keşfedilmesinden korkuyor. Sosyal maskeden sıyrılmak acı vericidir. Birisinin söylediği ve yaptığı şey arasında fark varsa ve siz davranışa değil, söylenene kulak vermeyi seçerseniz, kendinize yalan söylemiş olursunuz.