İnsan yapısı bir imana körü körüne sarılmak değildir; dünyanın dokusundaki her parçada bulunan düzen ve eğilimlerin, yani Tanrı’nın izlerinin açıkça tanınmasıdır. İşte bu yüzden, din yalnızca tavsiye ve aydınlatmadan ibaret olabilir, hiçbir zorlama içermez -çünkü ancak özgürce ulaşılıp seçilen inanç ve davranışın övülmesi ya da yerilmesi söz konusu olabilir. O halde, birini herhangi bir gerçeği ya da görüşü öğrenmekten yoksun bırakmak onun haklarının kasten ve suç işlenerek elinden alınması olarak görülebilir- hiçbir parça dışarıda kalmamalıdır, çünkü mozaiğe ister parlak, ister karanlık olsun ne kadar taş eklenirse, Tanrı görüşümüz o kadar berrak olacaktır.
“Erişebilecekleri şey için çabalıyorlar,” dedim. “Ayrıca erişemeyecekleri şey için de çabalıyorlar. Çoğu ölümsüzlük özlemi çekiyor. Ebediyetin anlamını bilmemelerine rağmen ebediyen yaşamak istiyorlar.”
Aslında baktığı her yerde iki farklı tip insan görebiliyordu: Mutlu, gülen, bağıran üniformalı askerler ve çizgili pijamaları içinde mutsuz, ağlayan, bir çoğu sanki uyuyormuş gibi boşluğa bakan insanlar…