Kardelen

Kardelen
@kardelenaa
“İ𝓷𝓼𝓪𝓷𝓵𝓪𝓻 𝓱𝓮𝓶 𝓭𝓸ğ𝓻𝓾𝔂𝓾 𝓫𝓾𝓵𝓶𝓪𝓴,𝓱𝓮𝓶 𝓭𝓮 𝓪𝓵𝓭𝓪𝓷𝓶𝓪𝓴 𝓲ç𝓲𝓷 𝔂𝓪𝓻𝓪𝓽ı𝓵𝓶ış𝓽ı𝓻.”
6/10
·254 syf.··
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2025 00:13
Evet gelelim tarihin en büyük imparatorluğu’nu kuran, bozkırlar efsane ve…O, sadece bir Fatih değil, aynı zamanda çağını aşan bir vizyonerdi. Bu kitap, Timuçin adıyla sıradan bir savaşçı olarak başlayan ve Cengiz Han olarak tüm dünyayı titreten bir imparatora dönüşen adamın destansı hikayesini anlatıyor. Cengizhan’ın çocukluk ve gençlik yıllarından başlayarak,Moğol kabilelerine birleştirmek için verdiği mücadeleler, Çin ve Orta Asya Seferleri, ordu teşkilatı ve yönetim biçimi gibi konular bu eserin temelini oluşturuyor. Cengizhan’ın yaptığı fetihler , yaşadığı olaylar, oğullarının yaptığı fetihler ve bir çok katliam. Bu kitap tam olarak bunu anlatıyor. Cengizhan‘ın ne kadar zalim ve gaddar olduğunu, ve bu gaddarlıkla herkesi nasıl dize getirdiğini görebiliriz. En önemlisi ise bir ordunun nasıl yönetilmesi gerektiğini,nasıl hükümdarına bu kadar bağlı ve nasıl sadık olduklarını bu kitaptan öğrenebiliyoruz. Kısacası neden kabus imparatorluğu dendiğini açıkça kitap okuduktan sonra anlayabilirsiniz. Ve korkusuz Timuçin’in-yani cengizhan-sadece ölümden nasıl korktuğunu, ama bunun düşmandan gelmeyeceğinden, yaşlandığı için ölümsüzlüğü nasıl aradığını da bu kitaptan öğrenebilirsiniz.
Kâbus İmparatorluğu Cengiz HanElif Eda Özdamla · Ezr Yayınları · 202082 okunma
Reklam
4/10
·247 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 19:55
Aslında kitabı alırken gerçekten derin bilgilere denebileceğim veya kronolojik sırayla okuyabileceğimi düşünmüştüm. Yalnız kitap beklediğim gibi çıkmadı. Evet derin araştırmalar yapılarak yazılmış bir kitap bunun farkındayım fakat o kadar kopuk bir anlatım var ki, eğer tarihi derinlemesine bilmiyorsak bu kitap okumanın hiçbir anlamı yok. Çünkü bu kitap Selçuklu devletini çok iyi bilip, Sadece Selçuklu devletini değil tarihi çok iyi bilip, üstüne empoze edebileceğimiz bir kitap. Olaylar çok kopuk, Sürekli bir tekerrüre düşme hali var. Bu da okuyucu çok yorar. Yani Selçuklu devletine veya tarih hakkında çok fazla bir bilginiz yoksa okumanızı tavsiye etmem. Fakat ben tarihi çok iyi biliyorum, her şeye vakıfım bir de başka bir yazardan bilgi edineyim diyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Selçuklu DevletiJoseph de Guignes · Gece Kitaplığı · 20244 okunma
Puan vermedi·197 syf.··
2026 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 22:29
Tarihin ve uygarlıkların beşiği olan İstanbul, dünya üzerinde bir çok kültürün ve imparatorluğun izlerini taşıyan eşsiz bir şehirdir. Ancak onun en dikkat çekici dönüm noktalarından biri, Roma imparatoru birinci Kostantin’in tarafından m.s 330 yılında Bizans kasabasının yerine inşa edilen Kostantinopolis’in kuruluşudur. Bu kitap, ünlü tarihçi Alexander Van Millingen’in kaleminden, antik dünyanın en önemli başkentlerinden biri olan bu şehrin büyüleyici ve karmaşık tarihini anlatmaktadır.  Bu kitabın ilk yarısında Konstantinopolis’in kuruluşu mimarisi hakkında derinlemesine bilgi ediniyoruz. Yazar anlatımını hem çok yalın hem de gözünüzü kapattığınızda okuduğunuz kitabın tüm kelimelerini sanki Konstantinopolis’in kuruluş zamanına girip oradaki mimari eserleri geziyor ve dokunuyor gibi hissediyorsunuz. Kitabın diğer ikinci yarısında ise İstanbul’un Fethinden sonraki değişimler, dinler, kültürler, mimari açıdan farklılıklar ve değişimler, bu değişimlerin neden olduğunu ve sebep olduğu şeyler hakkında bilgi alabiliyorsunuz. Ayrıca bu kitapta, İstanbul’un fethi’nden sonra Türk’lerin dini açıdan görüşlerine, şehri yönetimini ve kılık kıyafet konusunda tutumlar da görebiliyoruz. Yani bu kitap sadece Kostantinopolis kuruluşu değil, kuruluşundan itibaren siyasi, sosyal, inançsal, kültürel ve akademik alanlarda da değişimlerini ve gelişimlerini anlatan bir kitaptır. Okurken en çok dikkatimi çeken kısım, yazarın Türkler hakkındaki derinlemesine bilgisi ve bu konu hakkındaki yorumlarıydı. Özellikle bir kısmı sizinle paylaşmak isterim. “ Fakat kıyafet konusundaki değişime bakın. O halkın her zaman bir şenlik alayı gibi hareket etmesini sağlayan kostüm çeşitliliği ve renk canlılığı nerede? Bugünün Türk kadını, giyinme açısından, solmuş ve kurumuş bir yaprak gibidir. Neredeyse
Konstantinopolis'in KuruluşuAlexander van Millingen · Gece Kitaplığı · 20243 okunma
Puan vermedi·330 syf.··
2024 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2024 15:46
Okuduğum en iyi romanlardan birisiydi. Yani okuyucuyu nasıl en iyi şekilde şaşırtabilir, nasıl köşelerden köşe beğendirip aklını alabilirim diye düşünülmüş olmalı ki şahsen okurken hiç beklemediğim yerlerden vuruldum. Her yeni aydınlanan olayda "e ama yok artık ya!" olup kendimi ciddi mânâda duvarları izlerken filan buldum. Öyle bir sarsıntılıydı her bölümü. Zaten çok akıcı,olayları birbirine sıkmadan bağlamış Livaneli. Ama beliritmeden geçmek istemiyorum ciddi anlamda çok şaşırdığım ve beni dış dünyadan koparan bir kitaptı. Aşkın-karasevdanın-insanı nerelere getireceğini,insandan neler götüreceğini ve de ne kadar tehlikeli olduğunu bir kez daha okumuş ve yaşamış oldum. Ve duygular her şeydir. Özellikle hissesebilmek ve yaşayabilmek. Ve sarılmak... Bir ihtiyaçtır.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,5bin okunma
Puan vermedi·394 syf.··
2024 2. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2024 14:12
Bütün duyguların aşırılıkla benliğime işlendiğini,oradakilerin acısının kalbimde bir yerleri ezdiğini her sayfada hissettim. Sevgiliye olan aşkın ve sonsuz bağlılığın süregetirdiği felaketleri,yeri geldiğinde kendi özlerinden vazgeçtiklerini ve bunun pişmanlıkları altında nasıl ezildiklerini, okurken kavramak çok zor olmadı zira Dostoyevski bu konuda zaten usta... Ve kendi duygu sellerine kapılıp bencillik içinde yüzen aynı zamanda fedakârlıktan kendi duygu sellerinde boğulan o insanlar... paranın,şan ve şöhretin acımasızca nasıl insanların üzerine basıp geçtiğine de bir kez daha,bir başka başyapıtta görmüş olduk. Mutsuzluklarla doluydu sayfalar,umutsuzlukla. Sağnak yağmura yakalanmışsınız da ayağınız çamura bata çıka eve gitmeye çalışıyormuşsunuz daha sonra tam çamurdan çıkacakken yağmur durmuş ve güneş açmış gibi bir şeydi. Yani aslında biraz bekleseniz yağmur duracak,güneş açacak ve sizin ayaklarınız kirlenmeyecekti ama siz acele etmeyi tercih etmiş,çamura bulanmıştınız.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma
Reklam