Tarihin ve uygarlıkların beşiği olan İstanbul, dünya üzerinde bir çok kültürün ve imparatorluğun izlerini taşıyan eşsiz bir şehirdir. Ancak onun en dikkat çekici dönüm noktalarından biri, Roma imparatoru birinci Kostantin’in tarafından m.s 330 yılında Bizans kasabasının yerine inşa edilen Kostantinopolis’in kuruluşudur. Bu kitap, ünlü tarihçi Alexander Van Millingen’in kaleminden, antik dünyanın en önemli başkentlerinden biri olan bu şehrin büyüleyici ve karmaşık tarihini anlatmaktadır.
 Bu kitabın ilk yarısında Konstantinopolis’in kuruluşu mimarisi hakkında derinlemesine bilgi ediniyoruz. Yazar anlatımını hem çok yalın hem de gözünüzü kapattığınızda okuduğunuz kitabın tüm kelimelerini sanki Konstantinopolis’in kuruluş zamanına girip oradaki mimari eserleri geziyor ve dokunuyor gibi hissediyorsunuz. Kitabın diğer ikinci yarısında ise İstanbul’un Fethinden sonraki değişimler, dinler, kültürler, mimari açıdan farklılıklar ve değişimler, bu değişimlerin neden olduğunu ve sebep olduğu şeyler hakkında bilgi alabiliyorsunuz. Ayrıca bu kitapta, İstanbul’un fethi’nden sonra Türk’lerin dini açıdan görüşlerine, şehri yönetimini ve kılık kıyafet konusunda tutumlar da görebiliyoruz. Yani bu kitap sadece Kostantinopolis kuruluşu değil, kuruluşundan itibaren siyasi, sosyal, inançsal, kültürel ve akademik alanlarda da değişimlerini ve gelişimlerini anlatan bir kitaptır.
Okurken en çok dikkatimi çeken kısım, yazarın Türkler hakkındaki derinlemesine bilgisi ve bu konu hakkındaki yorumlarıydı. Özellikle bir kısmı sizinle paylaşmak isterim.
“ Fakat kıyafet konusundaki değişime bakın. O halkın her zaman bir şenlik alayı gibi hareket etmesini sağlayan kostüm çeşitliliği ve renk canlılığı nerede? Bugünün Türk kadını, giyinme açısından, solmuş ve kurumuş bir yaprak gibidir. Neredeyse