“Ataletin uyuşuk parmaklarına kıyasla emekçinin nasırlı elleri, haysiyet ve hamasetin temas edildiğinde insanın içini ürperten narin dokusuna daha aşinadır.”
“Yaptığımız yürüyüşlerin yarısı da geldiğimiz yolu geri dönmekten ibaret. Bizim belki de en kısa yürüyüşe bile ölümsüz macera ruhuyla, asla geri dönmemek üzere, mumyalanmış kalplerimizi terk edilmiş krallıklarımıza yadigâr bırakmaya hazır hâlde çıkmamız gerekiyor.”
"Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde 'insan' dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Bu yıl yirmi yedi yaşına gireceğim. Saçlarım beyazladı diye insanlar genelde kırkımı geçtiğimi sanıyor."
"Ben Tanrı'dan bile korkardım. Tanrı'nın sevgisine değil, gazabına inanırdım. İnanç. Bu yalnızca Tanrı'nın kırbacını yemek üzere mahkemeye çıkıyormuşum gibi bir histi. Cehennemin varlığına inansam da cennet benim için yoktu."