kader kimseye ayrıcalık tanımıyor, hak tanıyana neyse, inançsıza da öyle; iyiye, temize neyse, kötüye de öyle; kurban kesene neyse, kesmeyene de öyle. iyinin keyfi neyse, günahların da öyle. yeminini bozanla yeminden korkan bir. yeryüzündeki bu hal, kötü bir şeydir. bu yüzden de insanların kalbi kötülük dolu, yaşadıkları sürece kalplerinde çılgınlık var, sonra ölüm geliyor. çünkü, bütün canlılarda beklemek, ümit etmek diye bir şey var. zira, canlı bir köpek ölü bir aslandan iyidir. çünkü, canlılar öleceklerini bilirler, oysa ölüler hiçbir şey bilmez, hiçbir şey de kazanmazlar. çünkü, anıları unutulmuştur. öyle ki, artık ne sevilir ne de nefret edilir, ne de kıskanılır. ve yeryüzünde olup bitende payları yoktur
sen, hayatım dediğin şeysin; sen moleküllerin zamana bağlı ve raslantısal bir kenetlenmesisin. bu moleküllerin değişimi, karşılıklı etkileşimi senin içinde hayatım dediğin şeyi doğurur. bu kenetlenme bir zaman boyunca sürer; sonra bu moleküllerin karşılıklı etkileşimi son bulur; ve senin de hayatım dediğin şey son bulur. sen herhangi bir şeyin raslantıya yumak olmuş bir kütlesisin. bu kütlecik çatlar, bileşim son bulur ve onunla da bütün sorular da biter.
sonsuz büyük mekanda, sonsuz zaman içinde,sonsuz küçük parçacıklar, sonsuz küçük bileşimler içinde değişirler ve sen eğer bu değişimlerin yasalarını kavramamışsan yeryüzünde niçin yaşadığını da kavramamışsındır
karanlıktan korku çok büyüktü ve ben, ne kadar çabuk olursa o kadar iyi kendimi bir ilmekle veya bir kurşunla ondan kurtarmak istiyordum. bu duygu beni şiddetle, intihara itiyordu.