Şimdi nerden başlasam diye düşünüyorum, aslında düşüncelerimi toparlamak istiyorum ama düşüncelerim sıcakken de hemen yazmak istiyorum. Genel bahsetmem gerekirse kitabın gerçekten çook uzun olduğundan bahsetmek istiyorum. Yani gerçekten ansiklopedi uzunluğunda bir kitaba gerek var mıydı? Oku oku bitmedi ve gerçekten okurken bazen çok sıkıldım. Sadece araya zaman koyarsam bitiremem diye hızlı hızlı bazı yerleri anlamayarak okudum. Kitap heyecanlı başladı ama dayanılmazdı, yani Feyrenin güya o yalandan tavırlarını Tamlinin yanında ona rol yapma çabasını izledik ama buna kimse inanmazdı Feyreciğim. Yine de Tamlin bir şekilde kandı ve Feyre intikamını aldı. Buralarda bence çok sıkıcıydı da Rhys'in yanına bir an evvel gidelim diye hemen okudum. Sonrasında ise gerçekten katlanamadım yani bazı yerlerde. Okey ara ara bir şeyler oluyordu ama o kadar gereksiz uzatılmıştı ki, sadece savaş stratejileri okuduk, diyorum ya okuduğum şeyleri anlamadım sürekli siz neyden bahsediyorsunuz ya dedim. Yani tamam fantastik dünyayı anlayalım içine iyice girelim falan da, bu kadar savaş stratejisi okumamız bence çok gereksizdi. Kısaca karakterlerden bahsetmek istiyorum. Feyre ve Rhysandan bahsetmeyeceğim, diğerlerinin düşündüğünün aksine bence kampta bile birbirlerini arzulamaları vs gayet normal ben bunu hiç anormal şekilde okumadım. Lucien, yani Lucien boşuna yazılmış bir karakter gibi. Lucienin tek rolünün ilk kitapta bize arkadaş olması olarak yorumluyorum. Nesta, tamam kızım kazandan ölüm çalmış olabilirsin ama şu suratsızlığını gerginliğini biraz aş be. Elain, yani okuduk okuduk kendine bi türlü gelemedi. Elbette ki herkes buna hemen adapte olmak zorunda değil ama biraz kendine gelseydin be kızım hala insan nişanlının yüzünü takmak nedir? Cassian ve Azrail her zamanki gibi. Tamlinden