Dikkat Spoiler içerir!
Puan vermedi·592 syf.··
2026 2. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 20:26
Aslında dili çok ağır olmayan bu kitabı okuyup bitirmem neredeyse iki ay sürdü ve bu kadar yavaş okumamın sebebinin (işlerimin bu aralar çok yoğun olmasını bir tarafa bırakırsak) kitabın gotik tarzda olması olduğunu düşünüyorum. Kitaba gelecek olursak her kesin hayatının bu kadar mahvolmasının tek suçlusunun Ricardo Aldaya olduğu konusunda herkes hemfikirdir bence. Her sayfada yüzü olmayan adamın kim olduğunu düşündüm ve Carax olduğunu yazar bey açıklayana kadar anlamadım doğrusu. Buna rağmen başrollerin kardeş çıkması karşısında hâlâ daha şaşkınım. Kitapta herkesin hayatı mahvolmuşken sonundak Carax' ın hâlâ bir yerlerde yaşıyor ve yazıyor olması açıkçası bana biraz absürt geldi. Herşeye rağmen mutlu sonla bitmesi güzel. Ayrıca en sonda herkesin ilerleyen birkaç senesini görmekte beni ayrıca mutlu etti. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar:)
Rüzgarın GölgesiCarlos Ruiz Zafon · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20211,507 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 29. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:16
Fransa’da yaşayan bir aileye engelli olarak dünyaya gelen bir bebeğin dahil olmasından sonra ailenin yaşadığı değişimi bahçedeki taşların dilinden dinliyoruz. Göremeyen,konuşamayan,gelişemeyen ve yakında öleceğini bildiğiniz bir bebek. Yazarın kibar ve nahif anlatımıyla, az kişi ve mekan sayısıyla tek solukta okunacak bir roman. Kendisi kısa ama sizin üzerinizde bıraktığı etki büyük olan bir eser. Kitap üç bölümden oluşuyor. Ağabey, kız kardeş ve sonuncu. Hepsinin iç dünyasında yaşadıkları farklı. Farklı sebeplerden farklı kişilere karşı üzüntü besliyorlar ama hepsinin ortak noktası keder. Ağabeyde bir insanın bir insana ne kadar bağlanabileceğini, onu kaybettiğinde ise nasıl kendi kabuğuna çekileceğini görüyoruz. Bir daha o acıyı yaşamamak için herkesten uzak durmak. Abla ise abisiyle arasına girdiğini düşündüğü bebeğe karşı kıskanç. Kıskançlığın “acıma” duygusunu bile gölgeleyebildiği bir karakter. Ve sonradan hayatlarına dahil olan diğer çocuk “sonuncu” Ölen bebeğin yapamadığı her şeyi yapan bir bebek. Abisinden görmediği ilginin peşine düşen, kendisinden önce yaşamış bebekle iletişim kurmaya başlayan bir kardeş. Finalde abisiyle yaşadıkları kitaptaki tek mutlu an olabilir. Her karakterin ayrı bir hüznü var. Çocuk,abi,abla ve sonuncu. İnsan hangisine üzüleceğine karar veremiyor ama beni en çok etkileyen çocuğun ölümünden sonra abisinin cümlesi oldu. “Her yere senin izlerini bırakacağım.”
Mütalaa
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,638 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·200 syf.··
2026 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Şermin Yaşar ın kitaplarını çok seviyorum her kitabında kendimden birşeyler buluyorum. Bu kitapta öyleydi. Ayrıca yazarın Türk diline bu kadar önem vermesi çok önemli bir durum ve bundan dolayı ona ne kadar teşekkür etsek az. Tğrk diline bu kadar öenm verdiğini Kelime Müzesini ziyaret ettiğimde daha iyi anladım. Yüksek sesle konuşmuyor yazar ama bi anda kitabın içinde buluyorsunuz kendinizi. Kitaptan bahsedecek olursak bir ailenin hikayesini kardeşlerin ve babaların sırlarını anlatıyor. Yazar bunu anlatırken her karakterin bakış açısını da onun diliyle aktarıyor. Karakterlerimiz 3 kardeş Emin, Ethem ve Ekrem; eşleri Hülya, Nurten ve Sevgi... Bu üç kardeşin anne babaları... Dışarıdan bakıldığında hepsi mutlu, düzenli hayatlar yaşayan, işi gücü yerinde, mal mülk sahibi, çocuklu ve örnek insanlar. Ancak bu kusursuzluğun arka planı hiç de öyle değil. Herkesin büyük bir sırrı var. Gerçekler ortaya çıkınca dengeler bozuluyor, herkes bundan çok etkileniyor. Olayların merkezinde bence en çok etkilenen ortanca çocuk Ethem var. En çok o zarar görmüş, en ağır bedeli ödeyen de o. Herşey ortağa çıktıktan sonra da hayatı en çok düzene giren de Ethem. Kitapla birlikte ailelerin çocuklara yükledikleri sorumluluklar hayatları nasıl etkiliyor. Çocuklukta yaşadığımız travmalar yeyişkinliğimizi gençliğimizi de etkiliyor. Anne sevgisinin olmadığında çocuğa nasıl yaralar açtığını bu kitapta görüyoruz. Kitap tam olarak bu sorunlara değinmiş. Her karakterin sorununu dinlerken dinlediğimize hak veriyoruz. Gerçekten herkes kendine göre haklı. Yazar resmen bizi empatiye zorluyor. Bazen söylemek istemediklerimiz kimsenin bilmesini istenediklerimiz bizi içten içe yiyip bitiriyor. Kitabın ismi de gerçekten çok buna çok uygun olmuş. Bazen söyleme bilmesinler istiyoruz. Ne kadar hayat devam etse de
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma
Geçmiş asla geride kalmıyor…
9/10
··
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:01
Anne babalarının sevgisinden mahrum büyüyen, çocuklukları boyunca defalarca incinerek duyguları körelmiş üç kardeşin çarpıcı hikâyesine tanıklık ediyoruz. Yazar, zamanla birbirlerine tamamen yabancılaşan ve ancak ölümün yeniden bir araya getirebildiği bu üç kardeşin hayatına etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor bizi. İki farklı zaman diliminde ilerleyen anlatı, kitabın sonunda ustalıkla birleşiyor. Ortanca kardeş Benjamin’in gözünden, bir ailenin yıllar içinde adım adım nasıl yıkıma sürüklendiğine tanıklık ediyoruz. Bu, yazarla ilk tanışma kitabımdı ve bende oldukça derin bir etki bıraktı. Anlatımını çok beğendim; diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. Alex Schulman Hayatta Kalanlar
Duygu ve Düşünce
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,199 okunma
Kırık Desenler, kayıpların içinden yeşeren dokunaklı bir hikaye.
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Elif ve Mercan, yetimhanede bir arada büyümüş, birbirine kardeş olmuş iki can dostu. Elif’in bu hayattaki en büyük arzusu, kendisinin mahrum kaldığı o sıcak, kalabalık aile ortamına kavuşmak ve bir sürü çocuk büyütmektir. Yetimhaneden tanıdığı Burak ile evlenip dünyalar tatlısı İpek’e kavuştuğunda hayalleri gerçek olur; fakat ani bir kaza Elif’i hayattan koparır. Eşinin kaybıyla darmadağın olan Burak, yaşadığı acının ağırlığıyla İpek’i yetimhaneye vermeye kalkışınca, Mercan hemen devreye girer. İpek bebeğin, tıpkı kendileri gibi anne sevgisinden mahrum ve bir yetimhanede büyümesine asla gönlü elvermez ve onu kendi evladı gibi sahiplenir. Tam da bu büyük sorumluluğun altında çaresizlikle ezilirken aldığı bir anlaşma teklifi, Mercan için yepyeni bir umut kapısı aralar. Okurken Mercan’ın o asil fedakarlığını ve çaresizliğini iliklerime kadar hissettim. Bu zor anında Hale’nin ortaya çıkıp ona sunduğu teklif hem Mercan’a hem de bana ilaç gibi geldi. Hale’nin, annesinin ve Ömer’in o muazzam içtenliği, Mercan ile İpek’e kucak açmaları sevginin sadece kan bağıyla sınırlı olmadığını en güzel şekilde kanıtlıyor. Hele Ömer karakteri... O naifliği, beyefendiliği karşısında adeta eridim; böyle ince ruhlu erkek karakterleri okumayı gerçekten çok özlemişim. İpek bebeğin tatlılığı ve Ömer’i kıskandığı o sahneler ise kitaba bambaşka bir neşe katmış. Her detayıyla kalbimi çalan, kesinlikle favorilerim arasına giren bu sıcacık kitabı mutlaka okuyun.
Kırık DesenlerBetül Güçlü · Ren Kitap · 2025243 okunma
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
ilk bakışta savaş sonrası japonya'yı ve ekonomik olarak çöken bir aristokrat aileyi anlatıyor gibi görünse de, bana göre kitabın asıl meselesi yalnızlık ve ölüm. dazai, ölümü sadece fiziksel bir son olarak değil, insanın içindeki yavaş yavaş sönüş hali olarak ele alıyor. kitaptaki karakterler yaşamaktan çok, hayata katlanmaya çalışan insanlar (abla, kardeş ve anne). ne tam olarak geçmişe aitler ne de içinde bulundukları dünyaya. sevilseler bile yalnızlar, kalabalığın içinde olsalar bile yalnızlar. sanki herkes kendi sessizliğine mahkum edilmiş gibi. roman boyunca hissedilen o ağır melankolinin altında, insanın kaçınılmaz sonla yüzleşmesi yatıyor. ölüm düşüncesi açıkça dile getirilmese bile her sayfanın arasında dolaşıyor. aslında batan güneş, bir ailenin ya da bir sınıfın değil, yavaş yavaş tükenen insanların hikayesi bana göre. belki de bu yüzden kitap bittiğinde geriye büyük olaylar değil, insanın içine çöken o tanıdık duygu kalıyor: hayat devam ediyor olsa bile, insan bazen çok önceden ölmeye başlayabiliyor.
Batan GüneşOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20234,557 okunma