Şöyle 3 ay kadar yeter gibi be kardeş
Daraldık be kardeş
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Çizgi romanlar da açıklama ister, önsöz ister, inceleme ister
Martin Mystere - Sayı 217 - Dört Boyutlu Fidye "Fantazmagori" (Mystère'in Gizemleri) köşesi, serinin yaratıcısı Alfredo Castelli tarafından her sayının arkasına eklenen özel bir entelektüel/kültürel genel kültür bölümüdür. Bu bölümün hazırlanmasındaki temel amaçlar şunlardır: 1. Maceralardaki Gerçek ve Kurgu Sınırını Netleştirmek: Martin Mystère maceraları doğası gereği mitoloji, dinler tarihi, arkeoloji, gizemli bilimler, komplo teorileri ve ezoterizmle iç içedir. Okuyucunun kafasında *"Hikayede anlatılan bu efsane, tarihsel kişilik ya da bilimsel veri gerçek mi, yoksa tamamen kurgu mu?"* sorusu uyanır. Fantazmagori köşesi, macerada adı geçen konuların ve kavramların tarihsel dokümantasyonunu, kaynaklarını ve bilimsel gerçekliğini okuyucuya sunar. 2. Kültürel ve Felsefi Derinlik Kazandırmak: Görsellerdeki örnekte de görüldüğü üzere (yaşlılık kavramının etimolojisi, kutsal kitaplardaki kronolojiler, asırlık insanların tarihsel kayıtları, Faust efsanesinin gerçek kökeni vb.), sadece basit bir çizgi roman okuma deneyiminin ötesine geçerek okuyucuya felsefi, sosyolojik ve antropolojik bir bakış açısı kazandırmayı hedefler. 3. Okuyucuyla Entelektüel Bir Bağ Kurmak: Alfredo Castelli, bu köşeyi adeta okuyucuyla sohbet ettiği kişisel bir kürsü olarak kullanır. Kendi düştüğü kavramsal yanılgıları (örneğin "yaşlı" yerine "yaşça büyük" kelimesini kullanarak siyasi doğruculuk tuzağına düşmesi gibi) samimi bir dille paylaşır. Bu durum, Martin Mystère'i sadece bir macera çizgi romanı olmaktan çıkarıp "akıllıca kurgulanmış bir kültür dergisi" formuna ulaştırır. Bir önceki sayı olan Martin Mystere - Sayı 216 - Slumberland'a Dönüş devamı olan bu sayının okunurluguna bir katkı sunması açısından bu bölümü burada paylaşmayı uygun gördüm. # YAŞLILARA YOL AÇIN: ZAMANIN,
Hayata Dair
Nasip ve Rızık
Allah'ım sen kusursuz ve mükemmelsin, tüm eksikliklerden münezzehsin. Yurtta kalıyorum, yemek saatini kaçırdığım için dışarıdan sipariş verdim. Onda da yanlışlıkla turşu ve patates istiyorum diye okuduğum seçeneği sonradan fark ettim ki istemiyorum yazıyormuş ve ben öyle sipariş verdim. 1 saatten fazla siparisi bekledim ve sonunda geldi. Ne beklersiniz? Yanlış gelmiş. İçini açıp baktık kuryeyle tavuk döner sandık kurye de şubeyi arayıp siparişin komple yanlış olduğunu söyledi. Şube tekrar gönderim sağlayacaklarını yanlış gelen ürünün de bende kalabileceğini söylemiş. Tavuk markasını bilmediğim ve buna dikkat ettiğim için yiyemeyeceğimi abinin geri götürmesini söyledim kabul etmedi, biraz inatlaştık ama bende kaldı o sipariş. Arkadaşıma vermeye çalıştım o da yemedi. En sonunda yemek için içini açtım ve et döner gönderdiklerini ekstra patates ve ayran gönderdiklerini gördüm. Önce kuryeyi sonra şubeyi aradım. İki siparişi de yiyebileceğimi söylediler. İlkini yedim ama doydum bu yüzden gruba yazdım aç olan var mı diye bir kardeş yazdı ben açım diye. Yemek yiyememiş, acıkmış... Kime niyet kime kısmet lafı o kadar doğru ki. O döner onun nasibiymiş. Allah'ım, canım Rabb'im bir kez daha hayretle baktım olaya ve şükürler olsun sana.
“Bazı insanlar kan bağı olmadan kardeş olur.” Amine🤍 @Gecelerbenimlee🤍
hadi bir şeyler pişirelim! kendimize bir yemek oluşturalım kendimizden; sonra tadına bakalım memnun kalıyor muyuz, yemeğimizin kokusundan, lezzetinden, dokusundan.. ama bu sefer doğru yapalım olur mu? biz acıyı sevmiyorken başkaları seviyor diye katmayalım yemeğimize, biz seviyorsak tarçını istediğimiz kadar koyalım, bazen ağır ateşte pişirelim, bazen har bazen haşlayalım… istediğimiz tabakta istediğimiz masada sunalım, doya doya yiyelim yemeğimizi.. varsın olsun anne sevmesin, baba beğenmesin kardeş burun kıvırsın yemem diye varsın olsun arkadaş garip bulsun bu tadı, sadece varsın olsun, dedim ya başta kendimize bir yemek oluşturalım kendimizden, biz olalım, bizden olalım başkaları için bir şey olmak yerine… en lezzetlisi bu değil midir?
1000Kitap