Merhabalar kitapsevenherkes ailesi
Bazen kitapların etkisi kitap bitse bile içinizde yaşamaya devam eder. Taşların Anlattığı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu.
Roman, engelli doğan bir çocuğun sadece kendi hayatını değil, tüm aileyi nasıl dönüştürdüğünü farklı karakterlerin gözünden anlatıyor. Özellikle abi ile kardeş arasındaki bağ… çok etkileyiciydi. Göremeyen ve birçok ihtiyacını tek başına karşılayamayan kardeşi için abi adeta onun gözleri oluyor; birlikte büyüyorlar, birlikte yaralanıyorlar.
İkinci bölümde ise bu kez kız kardeşin dünyasına giriyoruz. Ailenin ilgisinin engelli kardeşe yönelmesiyle kendini yavaş yavaş görünmez hissetmesi… abiyle arasına giren mesafe, içindeki kırgınlıklar ve “ben de varım” çığlığı o kadar gerçek ki, ister istemez insanın içine işliyor
.
Kitabın en güçlü taraflarından biri de bence toplumun engelli bireylere bakışını çok açık bir şekilde sorgulaması. Merak adı altında yapılan kırıcı yorumlar, uzaklaştırma çabası ve ailelerin yalnız bırakılması çok gerçek ve çok can yakıcı anlatılmış.
Ve son bölüm…
Engelli çocuğun ölümünden sonra doğan en küçük kardeş, sanki onun eksik kalan sesini, ışığını taşıyor gibiydi. Hiç tanımadığı ağabeyini hissetmesi ve aileyi yeniden bir arada tutan o görünmez bağ… insanın aklında uzun süre kalıyor.
Şunu düşündürüyor: Belki de o çocuk konuşabilseydi, kendini ifade edebilseydi aslında tam olarak böyle bir his bırakacaktı.
Büyülü gerçekçilikle örülmüş bu hikâye gerçek ile hayal arasında çok ince bir çizgide gidip geliyor. Bazı yerleri gerçekten çok yaralıyor, bazı yerleri uzun uzun düşündürüyor.
Notre Dame Edebiyat Ödülü’nü almasına hiç şaşırmadım. Çünkü bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; sevgi, kayıp, kardeşlik ve hatıraların insanda bıraktığı izleri anlatıyor.
Ben bir özel eğitimci olarak