Kardeş diye, mazlum diye, din diye,
Çadır olduk milyonlarca sinsiye,
Avrupa'nın çöplüğü mü Türkiye?
Açın kapıları, gösterin yolu,
Bak, kötü olacak bu işin sonu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Günaydın bana geri gelen şiir
Bana geri gelen anıt
Bana geri gelen kalbim
Bana geri gelen kalbimin ayışığı
Gözleriyle iyileştiren yaralarımı
Kalbim güneşim efendim
Günaydın yüreğimin kuşluğu
Sürekli kuşluğu
Günaydın alacakaranlık
Ama nasıl alacakaranlık
Bizi yataklardan koparan
Dağlara yaklaştıran
Dağlara doğru fırlatan
Grevlerden grevlere koşturan
Yanardağ
Alacasıyla anne karanlığıyla baba
Loşluğuyla kardeş aydınlığıyla abla
Kırmızı kırmızı bir karasevda
Siyah siyah bir kuş lamba
Hız kazanmış kristal camlarla
Gelen ve giden
İçimizde ve dışımızda
Son durak İstanbul
İlk durak Ankara
Sen hoş geldin kalbim kalbimin kenti
Bir sürü meryem gözü ellerin efendim ellerin
Senin için bütün şenliği bu kentin
Askerler ki yürüyorlar senin için senin için
Bir düşman da bir arkadaş gibi ebediyen yakın olabilirdi insana; bir kan davası iki adamı hayat boyu kardeş kılabilirdi. Herkesi bir yabancıya dönüştürebilenler şanslı, diye düşündü Mei Teyze, ama bu hikmeti Paul'la paylaşmadı.
Dünkü kentin mirası loş bir umutla
Mutsuz soluksuz o kentin en iç sokaklarına
Hey Taha dur nereye gidiyorsun
Bir taş var orada sınırı geçiyorsun
Sonra kardeş düştü tutsçık düştü
Kan ter içinde satıcılar öçleri yok
Bir set çekmek için kumsalda
İnsanlıkla kendi aralarında
Be-ton atıyorlar taş biriktiriyorlar
Duvarlar çetin pencereler yüksek
Gittikçe kapanıyoruz içimize
Duvarlar duvarlar duvarlar
Duvarlarla çevrilerek
Sonra baba düştü en sonra bir sonbaharda
Bozgunun acı bir sürgün verdi babada
Bozgun Ay yıkılıyor laboratuvar laboratuvar
Bildiri küf bağlayan anıtlar
Kentte kavrulmuş turistler dolaşıyorlar
Çekirge aşkları karyolada kunduralar
Yağmur bile bir kumar gibi iniyor üstümüze
Şimşek işliyor gece ve gündüz göğdemize
Yeni bir kitabın çıbrınından
Yükseliyor yeni bir kan çağıltısı içimizde
Gömü çiçekleri döğmeleri derimizde
Olsek bir döğünen mi var arkamızda önümüzde
Hey Taha dur sınırı geçiyorsun
Bir taş var orada nereye gidiyorsun