Senin; Afyon Şuhut’taki evinin balkonundan, Türkan Şoray’dan daha uzun ve daha duygusal bir mesaj paylaşmaya iten şeyin ne olduğunu çok merak ediyorum kardeşim.

User not found

@Ernoben
·
Çocuklar, ünlü biri vefat ettiğinde şayet akrabası dostu veya yakını değilseniz onun fotoğrafıyla özlü sözler, uzun duygusal metinler paylaşmayın. Çok salakça görünüyor çünkü. Allah’tan rahmet dileyin, Müslüman ise bir Fatiha okuyun geçin. Durumu yas pornosuna çevirmeyin rica ediyorum.
-Berko geçen gün düşündüm de, bu balıklar bütün gün suyun içinde yüzüyor ya, hiç canları sıkılmıyor mu acaba la? Yani bir ileri bir geri, ne bileyim bir vizyonları yok gibi. ​-Balıkların hafızası ve algısı bizim gibi doğrusal bir zaman algısına sahip değil akıllı kardeşim. Onlar için geçmiş veya gelecek yok, sadece şu an var. Yani her döndüklerinde dünyayı ilk defa görüyorlar. Aslında adamlar nirvanaya ulaşmış, can sıkıntısı sadece senin gibi boş zamanı çok olan canlılara özgü bir lüks.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
bi sürü kardesim var abisi öldürür onlar yatar Su
Sen çok iyi bir insansın deyip hayatımdan gidenler madem o kadar iyiysem niye gidiyorsunuz mal misiniz kardeşim
1000Kitap
tesettürümüze dikkat ediyoruz diye seküler ortamlarda şeyhül islammışız gibi muamele edilip bir hata bulunmaya çalışılması… güzel kardeşim cennetlik olduğuna eminsen ben ne yapabilirim sorgu meleği miyiz biz
HİKMETLER MÜ'MİNLERİNDİR, HER NEREDE...
Bir Müslümana Batılı bilimden bahsedildiğinde şöyle cevap verir: "Ne iman ederiz, ne inkâr ederiz!" İmân etmeyiz, çünkü Allah kelâmı değildir; değişir. İnkâr da etmeyiz, çünkü o sırada beşer zekâsının en yüksek verimidir. Bu itibarla: Bilim, Allah'ın yarattıklarında bir kanun keşfettiğinde ona imân edilmez; ama onunla amel edilir. Tâ ki, eskisini tadil eden yeni bir kanun gelinceye kadar. Meselâ bir bilgin atı ehlileştirdiğinde onunla amel edilir; ben eskisi gibi yaya yürüyeceğim, süvariye karşı piyadeyle savaşacağım diyemezsin. Ondan sonra bir bilgin de gelip motoru bulmuşsa, atı bırakıp otomobile biner, askerini de mekanize birlikler halinde düzenlersin. Bir bilgin güneşin konumuna göre kıbleyi tâyin ederse, onunla amel edersin. Sonra başka bir bilgin gelip pusulayı getirirse, öncekini bırakıp pusulayla kıbleni tâyin edersin. Demek ki bilimin verileri, bir imân konusu değil, fakat hayatın idamesi için gerekli ve geçerli olandır. Onları inkâr eden, onlara "hep yalan! hep uydurma!" diyen, "imân"dan yana da tartışmaya açıktır. Zîra Allah, Kitabı kendi seçtiği Peygamberlere, hikmeti ise taliplisine verir. Bu yüzden Kâinatın Efendisi şöyle buyurur (meâlen): "Hikmet müminin kaybettiği malıdır; nerede bulursa "bu benim" diyerek alır." Siz söyleyin kardeşim, hangi kavramla anlatalım? Pusulayı kafir Çinli icad etmiş, sen de onunla farz ibadetinin farz olan şartını yerine getiriyorsun. Buna "hikmet" gözüyle bakmış olmuyor musun yâni? Şunu da ekleyelim: Pusula ne Kur'ân'da açıkça tanımlanır, ne hadîslerde... Ne de onunla amel etmek emrolunur. Ama şudur: Hikmet Allah'ındır. Hakîm Olan Allah'ın hükmü dışında hiçbir hikmet cari olamaz. Onun için "hikmetler müminlerindir" denilmiştir; her nerede ihdas olunmuş olursa olsun... -Selim Gürselgil,
Hikmet ve Tefekkür