Geçimde sevgi yoktu, birileriyle iyi geçiniyor olmak birilerini sevmek değildi. Aynı şekilde, hoşgörüde onay yoktu, anlama yoktu, anlaşma yoktu, mutabakat yoktu. Bunlar olmayınca kişinin kendisi dışında birileriyle bütünleşmesi söz konusu olamıyordu. Olsa olsa tahammülden söz edilebilirdi. Onun da nasıl bir tuzak olduğunu hissedebiliyordum. Tahammül, kendi işine bakmanın, sorumsuzluğun öteki adıydı. Yabancılaşmanın öteki adıydı.