Şeyda

Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp, Ali Canip (Yöntem) ve arkadaşlarının Genç Kalemler (1911) dergisinde, Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi, Şemsettin Sami'lerin çalışmalarını değerlendirerek Türkçenin arapça ve farsça sözcük ve tamlamalardan kurtulması yolundaki savaşımları «Milli Edebiyat akımına yol açmıştı. Bu akımın ilkelerini benimseyen edebiyat adamları, ürünlerinde Türkçe sözcükleri kullanmaya özen gösterdiler. Özellikle Yakup Kadri, Yahya Kemal, Ahmet Haşim gibi eski beğeniye bağlı olduğu bilinen şairler, yazarlarda bile yeni bir dil bilinci doğdu. Halit Ziya gibi kimi Edebiyat-ı Cedide'ciler yapıtlarında sık rastlanan arapça ve farsça tamlamaları türkçeye çevirme gereğini duydular.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Milliyetçilik
1923'ten sonra bu akımlar, devletle bütünleşen siyasal partinin benimsediği Kemalist ideoloji karşısında ikincil duruma düştü, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Ziya Gök alp, Fuat Köprülü, Mehmet Emin (Yurdakul), Ruşen Eşref, Ali Canip (Yöntem), Celal Sahir (Erozan) gibi daha önce milliyetçi akıma öncülük eden düşün ve edebiyat adamları Cumhuriyet döneminde yönetime katılarak Kemalizmin temel ilkelerine bağlı göründüler.
İki görüşten hangisinin doğru olduğu hakkında tereddüde düşersen, sana sevimli geleni bırak ve nefsine ağır geleni tercih et.
Yeryüzünde çalım satarak yürüme. Çünkü (adımlarını ne kadar sert bassan) ne yeri delebilir ve ne de dağların tepesine erebilirsin.
"Sabahladığın zaman içinde "Akşam ne yapacağım?" diye düşünme. Akşamı bulunca da; "Yarın ne olacak?" diye şüphelenme. Yaşarken ölümün için, sıhhatli iken hasta olacağın günlerin için tedbirini al; çünkü yarın adının ne olacağını bilemezsin."