-özür dilerim. size bir şey sorabilir miyim ?
– hayat neden bu kadar zalim. insanlar.. insanlar neden bu kadar zalim. yaşamak neden bu kadar zor ve bu kadar güzel, ve vazgeçilmez. peki insanların birbirlerini anlamamak için bu büyük çabası neden. karım, karım bana çok kızıyor.ona istediği gibi bir hayat sunamadığım için. istediği gibi bir adam olamadığım için. çocuklarımda bana kızıyor. onlara elbise , bilgisayar , ayakkabı alamadığım için. patronum sürekli alaycı bakışlarla beni izleyerek ne kadar işe yaramaz bir adam olduğumu bana hatırlatıyor. o da bana çok kızıyor. çünkü ona çok para kazandıramadığım için. dostlarım arkadaşlarım akrabalarım beni adam yerine koymuyorlar. onlar da bana kızıyor, onların istediği gibi bir adam olmadığım için. onları yemeğe götürmediğim için, onlara borç vermediğim için, onlara ayak bağı olmadığım için. devlet, devlette bana kızıyor. daha çok vergi veremediğim için. arada bir ne oluyor diye sorduğum için. yanlış partiye oy verdiğim için. biliyor musun her tarafım kanıyor, acılar içindeyim. çürüyorum. onların istediği gibi bir adam olmak istiyorum, ama beceremiyorum. dostlarıma, akrabalarıma, patronuma, karıma, çocuklarıma üzgünüm diyorum, sizin istediğiniz gibi bir adam olamadığım için üzgünüm diyorum duymuyorlar. dertlerimi anlatıyorum dinlemiyorlar. ben, ben. bana yardım edin diyorum kaçıyorlar, gelin biraz konuşalım diyorum masayı terk ediyorlar. ölüyorum ben diyorum ne zaman öleceksin diye soruyorlar. lütfen bana söyler misiniz ne oldu ? bize ne oldu ? eskiden böyle değildi şimdi ne oldu ? neden insanların artık bir takım duygulara ve düşüncelere prim verecek zamanı yok. neden bu kadar hızla koşuyorlar. neden bir an bile olup insanın evrenin anlamı üzerine düşünmüyorlar. ben acılarımı sıkıntılarımı kederlerimi onlara anlatırken neden beni dinlemiyorlar. benim bu düşlerim,
"Benim inadına evlendin onunla" "Aşık olduğum için evlendim" Hızla başımı sallamıştı ferda."Hayır,aşık değilsin ona." "Köpek gibi aşığım karıma!"Dedi Güntekin tek solukta."Öyle ki Gökyüzü bile Aslı. "Öyle bir aşığım ki,Aslı olmasa uyuyamam, yemek yiyemem,elini tutmazsam yolumu bile bulamam.İki yıl öncede o vardı,şimdi de o var,iki yıl sonra da o olacak.O yok diye serseri mayın gibi yaşadım.O varsa yerim tam olarak onun yanı.Anlattığımda anlamıyorsan sadece onu nasıl sevdiğimi izle o zaman görürsün neden evlendiğimi!" Demir zambak-Loresimaa
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hicrani'yem der ki bakın hâlına Dağlar dayanmıyor ah-u zarına Elim ermez oldu kisp-i karıma Çünkü gül yüzlümü elden aldırdım Çünkü gül yüzlümü elden aldırdım
Şiir
karıma aşığım
Piraye, Türk edebiyatının en derin, en sadık ve belki de en sessizce canı yanan figürlerinden biridir. Nazım Hikmet’in "Kızıl Saçlı Amazon"u, hayatının 13 yılını bir adamı hapishane kapılarında bekleyerek geçiren, ancak nihayetinde büyük bir ihanetle baş başa kalan bir kadındır. Onların hikayesi muazzam bir aşkla başlayıp, edebiyat tarihinin en can yakıcı hayal kırıklıklarından biriyle son bulmuştur. 1. İlk Karşılaşma ve Büyük Aşk Piraye, Nazım ile tanıştığında iki çocuklu, eşinden ayrılmak üzere olan bir kadındı. Nazım ise ona ilk görüşte aşık oldu. 1935 yılında evlendiler. Ancak mutlulukları çok uzun sürmedi; Nazım Hikmet, siyasi görüşleri ve şiirleri nedeniyle 1938 yılında tutuklandı ve 28 yıl hapse mahkum edildi. 2. 13 Yıllık Büyük Bekleyiş Nazım, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde çile doldururken, Piraye dışarıda hem iki çocuğunu büyütmeye çalışıyor hem de geçim derdiyle boğuşuyordu. Ancak Nazım’ı bir gün bile yalnız bırakmadı. Mektuplar ve Şiirler: Nazım, Türk edebiyatının en güzel aşk şiirlerini (örneğin Saat 21-22 Şiirleri) hapishanede Piraye için yazdı. Sadakat: Piraye, yokluğa ve baskılara göğüs gererek Nazım’ın hem eşi, hem sırdaşı hem de dış dünyayla olan bağı oldu. Nazım onun için bir eşten öte, adeta bir nefesti. "Ben senden önce esirgenmedim, ben senden önce dinlenmedim... Karım benim, canım benim, Pirayem..." — Nazım Hikmet 3. İhanet: Münevver’in Ortaya Çıkışı Takvimler 1948 yılını gösterdiğinde, Nazım Hikmet Bursa Cezaevi'ndeyken kendisini ziyarete gelen dayısının kızı Münevver Andaç'a aşık oldu. Münevver de evliydi. Nazım, Piraye’ye bir mektup yazarak durumu itiraf etti ve boşanmak istediğini söyledi. Piraye yıkılmıştı. Ancak kısa süre sonra Nazım ve Münevver’in ilişkisi çıkmaza girdi ve Nazım cezaevinde açlık grevine başladı. Ölümün kıyısına
midori @Gentelmen kendimi attığımda özgüvenimi sikmeyen abim ve karıma saygı durusu seviyorum sizi essekler