«Bu yeni duygu beni değiştirmedi, beni mutlu kılmadı, hayalimden geçirdiğim gibi beni birden bire aydınlatmadı da… Benim için bir sürpriz de olmadı. Ama ister inanç olsun, ister olmasın — ne olduğunu bilmiyorum — bu duygu ruhuma acı ile usul usul sokuldu ve iyice kök saldı.»
«Yine eskisi gibi arabacı İvan'a kızacağım, yine eskisi gibi tartışacağım, yine düşüncelerimi patavatsızca belirteceğim; ruhumun en gizli köşesiyle, başka insanlar arasında yine bir duvar bulunacak…»
«Kendi korkularım yüzünden karıma çıkışmaya ve bundan pişmanlık duymaya bile devam edeceğim. Niye dua ettiğimi akıl yolu ile yine anlamayacağım ama yine dua edeceğim; ne var ki hayatım, bütün hayatım, başıma gelebilecek herhangi bir şeyden tamamiyle bağımsız olarak, her dakikasıyla, artık eskiden olduğu gibi anlamsız olmak şöyle dursun, ona katmak gücünde olduğum, tartışma götürmez bir iyilik anlamı taşıyacak.»
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Dostum, belimdeki şu kemeri görüyor musun? Tam bir yıl çalışarak karım ve çocuklarım için biriktiediğim altın akçelerle dolu. Karıma ve çocuklarıma kavuşmak için, nehri geçmemi sağlayan bu altın kemerin ağırlığı oldu.Karım ve çocuklarım da, ben yüzerken omuzlarımdaydılar."
Bahçemde minicik bir elma fidanı vardı. Bir tek elma vermişti. Hiç birimizin görmediği bir yıldız gibi pırıl pırıl bir tek elma. Onu koparacak, soyacak, kabuklarını Al Seklavi'me yedirecek, yarısını karıma verecek, yarısını da kendim alacaktım. Bütün kalbimle inanıyordum: Nur topu gibi doğacaktı o yaratıcı ormanların eskiliğinde kalan mutluluğumuz. Ama üzerinde iğne ucu kadar olsun bir tek pürüz bulunmayan o pırıl pırıl elmanın içinden kapkara, kıvır kıvır bir kurt çıktı.Ahh o şiirin ve çocukluğun kelebeği! Hiç kimsenin görmediği bir yıldız gibi gelip dala konan, kırmızısı alevli, yeşili pırıl pırıl elmanın içindeki iğrenç kurt onun işiydi. Pembe beyaz elma çiçeğinin içine bırakıp gitmişti yumurtasını. Çiçek, içinde o yumurta elma olmuş, kurdu besleye besleye büyümüştü. Kader doğumundan az sonra, olmak şansı ile birlikte başlamıştı. Ne bilecek bunu? Kim bilir ki?
***
Askerden döndüm, emir vermeye alışmışız. Sokakta bağırıyorum, adam niye bağırıyorsun gibisine şaşırıp kalıyor. Neredeyse kavga dövüş çıkacak. Yani çok sinirli oluyor insan. Mesela o karakol baskınından sonra bir hafta yataktan fırladım fırladım kalktım... Hatta burada da sürdü. Evdeyim, kestiriyorum. Bir ara gözümü açıyorum, karıma bağırmaya başlıyorum, "şapkan nerede, saçın niye öyle uzamış," diye. Karım önce şaka yapıyorum zannediyor. Boğazına sarıldım, neredeyse, "şapkan nerede" diye karımı döveceğim. İyice canavarlaşıyoruz yani..