Umudum kırılmıştı. Bir kukla gibi, başımı dizlerime dayadım ve öylece bekledim. Hiçbir şey yapacak gücüm yoktu. Ardından başımı dizlerimin arasına gömüp kollarımla örttüm.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum.Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi.
Asıl acı,
kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.