"..aşk bitmişti. Öyle mi? Sahiden de bitmiş miydi? Kurtulmuş muydum o anlamlı illetten? İnsan ruhunun yarattığı o görkemli hastalık, böyle kolayca geçer miydi? Eğer öyleyse, içimde büyüyen bu sancıya ne demeli, benliğimi ele geçirmeye çalışan bu karamsarlığa, bu boşluğa, bu hiçlik duygusuna... Çünkü o aklımın ve ruhumun sultanıydı. Sultanı olmayan bir kul kendi başına nasıl yaşayabilir ki? Bu mümkün mü?"
"…insanoğlu öyle acayip bir mahluktur ki, onun öncelik sıralamasında ekmekle din sık sık yer değiştirir. Karnı açsa, onun için en kutsal yer midesidir. Ancak bedeninin ihtiyaçlarını giderince, yani dünyalığını kurtarınca, öteki dünya aklına gelir."