Bu kitabı instagramda o kadar çok görüyordum ki ama yorumları okumak değil de bu kitabı kendim okumak istiyordum. Sonunda bugün benim oldu. " Sana, beni asla tanımamış olan sana" aslında bu cümle kitabın özeti gibi. Öyle bir kadın ki kör kütük aşk, yıllarca bekleyen, hep umutlar besleyen, hayaller kuran. Sahi aşk mı bu yoksa bir saplantı mı diye düşündüm uzun uzadıya. Bu bir saplantı bana göre ve R'yi beklerken yaptıkları da çok masumca değildi. Böyle düşüncelere dalsam da kitap biterken kaldım öylece... keşke tanısaydı... Aşk ne zorsun sen, hele bir de karşılıksız aşk ve beklentiler. Çok akıcı bir kitap, alın ve kendinizi Stefan Zweig'in dünyasına bırakın.
Okurken yaşadığımız bazı eserler vardır ya işte tam da onlardan. Bitmesini hiç istemediğim, bitince set kitapları öğrendiğimde havalara uçtuğum kitap. Kitabımızda beş ayrı topluluk var ve 16 yaşına gelen tüm çocuklar sınava giriyor, sınav sonuçları ve kendi istekleri doğrultusunda da kendilerine uygun topluluğa katılıyorlar. UNUTMAYIN KANDAN ÖNCE TOPLULUK! Bu kitabımızda sıkça kullanılıyor ki önce aileler değil, katıldığın topluluktur önemli olan. Fedakarlık, bilgelik, dürüstlük, cesurluk, dostluk ama bazıları da var ki bu topluluklardan biri ile sınırlı kalmaz, iki ya da daha fazla topluluğun özelliklerini taşır bunlar UYUMSUZ olanlar ki topluluk liderlerinin asla kabul edemeyeceği tehlikeli olarak görülenler, evsizler ya da öldürülenler. Kahramanımız Beatrice 16 yaşına gelmiş ve sınava girmeye hak kazanmıştır, ailesi bir fedakarlık topluluğudur. Sınava girer ve hayatını değiştirmeye başlar. O kadar güzeldi ki ben de bütün maceraları Beatrice ile birlikte yaşadım. Çok fazla spoiler vermeyeceğim ama elinizden bırakmak istemeyeceğiniz efsane güzel bir kitap, çok akıcı sizi içeriye sürükleyecektir. Beatrice ve dört beni en fazla heyecanlandıran kısımlardan iki cesur... "KASINTI"