Bir çocuk kitabı olduğunu düşündüğüm kitabımı bitirdikten sonra çok tuhaf bir bilgi öğrendim. Aslında bu bilgi ile okumaya başlamış olsaydım her cümlede daha fazla farklı bakardım olaylara, daha sindirerek okurdum belkide.
Kitap Çin'de yasaklanmış, sebebi ise hayvanlara insanlardan daha üstün özellikler verilmesiymiş ayrıca yazar Lewis Carroll takma adıyla dönemin İngilteresini eleştirmekte olduğu söyleniyor oysa en masum şekilde Kitabımızın kahramanı bir tavşanı takip edip, büyülü bir dünyaya girmesiyle başlar. Yedikleriyle büyüyüp küçülmesi, herkesin anlamsız soruları, Kupa Kraliçesinin sürekli herkesin kellesini istemesi, çay partileri, rüyalar alemi... Beklediğim harikalar diyarı bu değildi. Kitaplı günler.
Franz Kafka, 17 Ekim 1912'de Felice Bauer'e gönderdiği mektupta; romanı üzerine çalıştığını, ilerleyemediğini görünce sıkıldığını ve yataktan kalkamaz hale geldiğini, bu nedenle bir öykü yazarak ara vermek istediğini yazar ve DÖNÜŞÜM işte böyle ortaya çıkar.
.
Kitabımızın kahramanı bir gün uyandığında dev bir böceğe dönüşür, aslında böcek sadece bir sembol ve bu sembol ile birlikte insanlığın acımasızlıkları çarpıyor yüzümüze. Bir insanın aile hayatı, görevleri, toplumdaki yeri, insanların baskıları. Kitap o kadar derin ki üzerinde oturup düşünüyorsunuz. Dış görünüşünden dolayı dışlanan insanlar, iş hayatında yaşanan olumsuzluklar, çaresizliğiniz, insanların işlerine yaramadığınız o anda ki hiçliğiniz... Bir anda değersizleşmek ve hiç olmak o kadar ağır bir durum ki bilmiyorum sık sık kendimi onun yerine koydum ve o pencerelerden bakmaya çalıştım. Mutlaka okunması gereken bir eser ama sindirerek ve hissederek okumayı sakın unutmayın.
İnsanlar gerçekten çok acımasız.