Hükümdar sert olup halkı şiddetli cezalara çarptırır ve ahalinin kimseye gözükmiyen suç ve kusurlarını arar ve sayar ise, ahali korku ve zillet içinde kalır,yalancılık ve hile yoluna saparak bu cezalardan kurtulmak ister. Bunun bir sonucu olarak kötü huylar kazanırlar, basiret ve ahlâkları bozulur, bunların hükümdarı savaş alanlarında rezil edip bırakarak çekilip gittikleri zamanlar da olur. Niyetlerin bozulmasiyle devletin korunması za'fa uğrar. Zulme ve şiddetli hâllere katlanan bu kavim hükümdarlarını öldürebilir. Devletin düzeni bozulur. Nizam ve intizam ortadan kalkar.
Şu karakterin bir gereği demek değil midir ki çoğunluk gözünde gezinti yerine gitmekten maksat kırı, çayırı, açıklığı, çimenleri, çiçekleri görmek olmaktan çok, insanları görmek yahut daha doğrusu insanlara kendini göstermek istenildiğinden bir gezi mahallinde en azından yirmi bin nüfus bulunur. Beş altı yüz, belki bin arabanın tozu toprağı içinde boğulmaktan başka, bir ağaç altında oturulmaktansa on adım uzaklaşıp etrafında bulunanlara kendini teşhir etmekten ne zevk alacağı etraflıca düşünülecek olsa insanın gezinti yerlerine kinleneceği gelir. Ama bu gezme tarzının erbabı öyle değildir. Onlar gezinti yerine gittikleri zaman buraların güzelliğini falanı düşünmezler ve birbiriyle o konuda sohbet ettikleri zaman da bunu söylemezler. Yalnız kalabalık var mıydı, yok muydu onu düşünüp onu söylerler. Seyir yerini pek çok beğendikleri gün "Aman geçen gün Kâğıthane'yi görmeliydi. Allah'ın mahşeri! Kavim! Kavim! Kimler yok! Kimler yok!" diye hayret gösterirler.