"يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دٖينِهٖ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّٰهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُٓ اَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ اَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرٖينَؗ يُجَاهِدُونَ فٖي سَبٖيلِ اللّٰهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَٓائِمٍؕ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْتٖيهِ مَنْ يَشَٓاءُؕ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلٖيمٌ" "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı vakarlıdırlar; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir; O, her şeyi bilir."
Yersen...
"Osmanli'da Araplara "kavmi necip." (Seçilmiş kavim) denirdi, 600 yıl ulemadan bir tane bile itiraz eden olmadı. Atatürk ortaya çıkıp "Türk Milletinin karakteri yüksektir" - "Ne Mutlu Türküm Diyene" deyince, islamda kavmiyetçilik yoktur denilmeye başlandı..!" & Prof. Dr. Halil inalcik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Leylim Leylim
Leylim - leylim dünyamızın yarısı Al - yeşil bahar, Yarısı kar olanda Gene kavim - kardaş, can - cana düşman, Gene yediboğum akrep, Sarı engerek, Alnımızın aklığında puşt işi zulüm Ve canım yarı geceler Çift kanat kapılarına karşı darağaçları, Mahpusanede çeşme Yandan akar olanda, Gelmiş yoklamış ecel Kaburgam arasından. Yoklasın hele... Çağıdır, can dayanmaz, Çağıdır, en çatal, en ası, Cehennem koncası memelerinin. Çağıdır, kırk gün - kırk gece Kolların boynuma kement, Ha canım kötüye inat... Vah ki ne desem, Kurşunları namlulara sürülü, İ'kelleri kan, Baskıncılar uykumuzu yıkar olanda, Alır yüreğim: Yankın yasak, aynalara. İnemem bahçende talan, Tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
Şiir
Ne zaman yok eden bir kavim olduk Ve sonra bu yaşamda özlem duyacak kadar beni üzebilecek ne kaldı ki? Victor Hugo İnsan oğlunun canavarlığına ağaçlar bile şahit oldu kesile kesile oksijen yok oluyor bebekleri öldürdük hayvanların soyunu tükettik o kadar üzüldük ağladıkki en sonunda alıştık üzülecek hiç bir şey kalmadı peki özlem duyacağımız ne kaldı oysaki o sıcak insanlar kerpiçten evler zenginliği cebinde taşıyan insanlar ne çok şey anlatırdı şimdi sadece asmalarının yıkıldığını bahçelerinin tahrip edildiğini göz yaşları ile anlatıyor Ahmet kayanın şarkısındada dediği gibi binlerce fidan ektik halkın çölüne su vermediler eğildi insanların bir zamanlar asmaları bahçeleri vardı hem serinlik kaynağı hem de nefsin arınmasına vesile insanın asıl memleketi ibadet ettiği şehridir müminin ibadeti 24 saattir bir şehre ibadet gözü ile bakmaz iseniz hiç bir fidan dikemez asma ve meyve bahçelerini yeşertemezsiniz oysa ne güzeldir asma bahçeleri kimisi üzüm verir kimisi o asma bahçelerince sarılan eski anadolu evleri temiz insanların hâla kirlenmediğini anlatır gibidirler sessiz konuşan dilsiz duyuran ağaçlar efendimiz SAV elinizde bir fidan varsa dikin diyen biz ümmetin evlatları ne zaman ağaçları kesip yok eden bir kavim olduk oysaki bir zamanlar asma fidanını ekip onun hasadını toplayan ve altındaki çardaklarda muhabbet eden insanlardık
Duygu ve Düşünce
Bilmem kaç kavim göçer bu alemden sen göğsümden bir milim kaymazsın❤️ Rabia
Sevgi
Bilmem kaç kavim göçer bu alemden sen göğsümden bir milim kaymazsın