Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul
Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım
Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden
Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım
Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saatte gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı? Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım
Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Kutsal kitabımdı ziyan edilmiş sevgililer atlası
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Hz Süleyman ve hüdhud kuşu
Hz Süleyman
Hüdhud kuşu
Neden beni desteklediniz seçimlerde? "
"Öteki şeytandan az daha iyiydiniz. Hepsi bu. "
Fırtınadan Sonra
Howard Fast
Eniz ☭Eniz ☭
Kuraanda anlatılır Hüdhud kuşu
Hz Süleyman kıssası anlatır onun huyunu
Bazen seçim hakkınız yoktur
Şeytanın iyisini seçime mecbursunuzdur
Hüd hud kuşuda uçuyordu göklerde
Ne zaman bir Kuraan sesi duysa
Oturur dinlerdi kıssalar izlerdi beşerleri
Herkesin bir hikâyesi vardı
Ve her hikaye bizi tefekküre çağırırdı
Hüdhud kuşuda gezdi şehirleri
Zülkarneynin nasihatlerini dinledi
Hüd hud Şehit kabirlerini dua ile suladı
Ve her güzel ötüşte zikir ile hakikati aradı
Şehit kabirlerinde Kuraan ayetleri okudu
Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma
Onlar diridirler ölmezler nasiplenirler
Şehitler Rablerinin yanında rızıklanırlar
Onlar sevinç ve müjde içindedir
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️
🌷Doğrusu, Sebe’ kavmi için yaşadıkları diyarda çok önemli bir ibret dersi vardı. Oturdukları vâdi sağından solundan, iki taraflı uzayıp giden güzel bahçelerle çevrilmişti. Peygamberleri onlara: “Rabbinizin size bahşettiği nimetlerden yiyin ve O’na şükredin. İşte sizin için ne hoş bir memleket, ne kadar da bağışlayıcı bir Rab!” demişti.
15
Fakat onlar bu dâvetten hoşlanmayıp, şükürden yüz çevirdiler. Biz de üzerlerine, barajlarını yıkan meşhur Arim selini gönderdik de onların o güzelim bahçelerini buruk meyveli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan virâne bahçelere çevirdik.
16
Nankörlükleri ve peygamberleri yalanlamaları yüzünden onları işte böyle cezalandırdık. Biz zâten çokça nankörlük eden inkârcılardan başkasını cezalandırmayız.
17
Onların yurtlarıyla bereketlerle donattığımız Filistin-Şâm diyarı arasında âdeta sırt sırta vermiş ve biri diğerinden görünebilen nice beldeler meydana getirdik; bunlar arasında da düzenli ve sistemli ulaşım imkânları sağladık. Kendilerine: “Oralarda gece gündüz güven içinde gezip dolaşın!” buyurduk.
18
Fakat onlar: “Rabbimiz! Seyahatlerimizde konaklama yerlerimiz arasındaki mesafeyi artır” dediler ve işledikleri günahlarla kendilerine yazık ettiler. Biz de onları nesilden nesle bir ibret levhası hâlinde aktarılacak efsânelere çevirdik ve tamâmen parçalayıp bölük bölük her tarafa dağıttık. Şüphesiz bunda zorluklara sabredip nimetlere çokça şükretmesini bilen herkes için nice ibretli dersler vardır.
19
#Tefsir: 📖 📖
Önceki kıssada Allah’ın verdiği nimetlere şükreden iki güzel kul misal verilmişti. Şimdi ise ilâhî nimetlere nankörlük eden bir kavim misal verilmektedir. Bu, Sebe’ kavmidir. Sebe’, Yemen’de yerleşmiş bir kabilenin ismi idi. Başkentleri bu günkü San‘a civarında yer alan Ma‘rib şehri
Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm
Rize Zil Kalede bir halk ninnisi
İnsanın temel özelliği değişmezliğidir. İnsan geçmişte neyse, güncelde aynıdır ve gelecekte de aynı kalacaktır.
Hükümdar
Niccolo Machiavelli
Osman Kök Osman Kök
Hükümdar Biat sordu Akıncı ilgazi
Kaç yıl oldu bu kaleyi fethedeli.
Türk ulusuna çatıydı Rize zil kalesi
Çok önemli bir devrim ve ilim merkeziydi
İnsanın en büyük özelliği o daima değişir
İnsan Azze ve celle olanın emrindedir
Güven duyduğun orası senin asıl şehrindir
İnsan tövbe ederse tüm geçmişi silinir
Bir çatıydı Rizede Zil kale
Bilal emmi tövbe etti tövbe
Halini o aziz hünkâra arzeyle
Hünkardan başka bir kula minnet etme
Ve kalenin içinde yaşadılar nice kavim
Bilal emmi dediki ey hünkârım benim
Geçmişimi temizlemektir tek dileğim
Kabul etmezsen gelecekte kime giderim
Kul Nefsani dediki Hünkâr geldi divana
Başladılar Zil Kalesinde Kuraan okumaya
Akıncı il gazi bey
çeşitli yolsuzluklarda bulunanlar, tapınak soyan, insan tüccarlığı yapan, duvar delen, soygunculuk, hırsızlık edenler, işledikleri suçlara göre ad alırlar.
Soner A.
Soner A.
İl Gazi Bey Akıncı Beyiydi
Pek çok kale ehline emanet edilmişti
Seslendi yeniçeri ağasına
Dursun çavuş bilir ne gelir başına
Yolsuzluklar yapanın mescitler soyanın
Dursun çavuş dediki elbet bilirim ağam
Soygunculuk edenler cana kıyan
İnsan soysuzdur çulsuzdur ruhsuzdur
Onun korkusu yoktur Cenabı Haktan
Hiç bir insana haksızlık yapılmaz
Onlar işledikleri suçlara göre yargılanır
Her insan kendi mükâfatını cezasını alır
Bilal emmi hırsızlık yapmış ah almıştı
Osmanlıda ah almanın cezası yanmaktı
İnsan tutacaktı bir mekânı ıslah edecekti
Tarihin tanıkları idi kaleler
Günde yüz kere yüzler sürmeli
Dua etmeliydi O sultanı görmek için
Getirin dedi İl Gazi Bey
Suçlu Bilal Emmi çıkarıldı huzuru divana
İl Gazi Bey sordu Çamlıhemşinde
Akıyordu fırtına deresi sessizce
Kaleler surlar şahitti yaptıklarıma