Puan vermedi·204 syf.·
2026 10. kitabı
Kimilerinin her şeyin bittiğini sandığı, kimilerinin de yeni bir hayatın başladığına inandığı yerde, yüksek duvarlarla gözlerden gizlenmiş eski bir mezarlığın sessizliğinde Aynalı Baba. Ayna parçaları taktığı sarığı ve cübbesi, teneke parçaları iliştirdiği pejmürde kıyafetiyle tam bir tezat teşkil eden vakara sahip yaşlı bir adam. Ve Raci.. Pozitivizm ve maneviyat arasında sıkışıp kalmış huzursuz bir genç. Osmanlı'nın son dönem aydınlarından Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal isimli kitabında buluşturmuştur bu iki karakteri. Kitap, okuru, mürşid-i kamil olan Aynalı Baba rehberliğinde irfana uzanan gizemli bir yolculuğa davet eder. Raci, yolculuğun sonunda hayallerin derinliklerinde kaybolmanın aslında kendini bulmak olduğunu keşfedecektir. Amak-ı Hayal konusu itibarıyla bir seyri sülûk kitabıdır. Ancak yazım türü olarak hangi kategoriye girdiği tartışma konusu olmuştur. İlk tasavvufî roman olduğunu söyleyenler çoğunlukta olsa da içerisindeki Buda, Zerdüşt, Brahman, Platon gibi İslam dışı unsurların varlığı onu alışılmış bir tasavvuf kitabı olmaktan çıkarmaktadır. Üslup açısından ise her ne kadar roman türüne yakın görülse de modern roman kriterlerine tam olarak uymamaktadır. Bu bakımdan Amak-ı Hayal ne tam bir roman ne de tam bir hikaye kitabı sayılabilmiştir. Muhtevası ise ne sadece tasavvuf ne de sadece felsefedir. Anlaşılan o ki Darulfununda felsefe hocalığı yapan ve tasavvufla iç içe bir hayat yaşayan yazarın bu kitapla amacı, felsefî, tasavvufî ve ahlâkî konulara ait görüşlerini okucuyu sıkmadan bir kurgu dahilinde aktarmaktır. Roman tekniğini ise sadece bir kılıf olarak kullanmıştır. Amak-ı Hayal iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Raci ve Aynalı Baba'nın tanışmasına ve Raci'nin rüya aleminde
A'mâk-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122,4bin okunma
8/10
·97 syf.··
2025 330. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 18:57
Eski İstabul ve Osmanlı teşrifatı ve yaşayışına meraklı herkesin sevebileceği bir oyun. Evlenme arefesinde iki gencin etrafında şekillenen ve sadrazam değişikliği ile yeni sadrazamın belirlenme sürecini komik ve düşündürücü bir şekilde anlatan kısa bir eser. Keyifle okudum ve eğlendim.
Bir Kavuk DevrildiMusahipzade Celal · Kanaat Kitabevi · 195611 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·232 syf.·
2025 753. kitabı
Geleneksel Türk Tiyatrosunun son temsilcisi, orta oyunu ve tulûat sanatçısıdır. Yaşadığı dönemin en ünlü güldürü sanatçılarındandır. Kel Hasan Efendi'nin yanında çalışarak tulûat sanatını öğrendi. İsmail Hakkı Dümbüllü Kavuk, beyaz renkte pamuk ipliğinden örülmüş olan kumaştan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığına verilen ad. Osmanlı toplumunda kavuklar sarılış biçimi, rengi ve görüntüsüne göre çeşitlenir ve farklı adlar alır; giyen kişinin sosyal sınıfını gösterirdi. Tiyatroda kavuk geleneğini kim başlatmıştır? Yetiştirdiği öğrencisine başındaki kavuğu veren Kel Hasan Efendi böylelikle günümüze dek uzanan kavuk geleneğini başlatmış olur. Kavuk o günden bugüne dek Dümbüllü kavuğu olarak anılmıştır. Kel Hasan Efendi'nin bıraktığı mirası kendi fikirleriyle birleştirerek, kendi ekolünü yaratarak yıllarca sahneledi. Kavuk alan tiyatrocular kimlerdir? Ortaoyununda geleneksel olarak ilk kavuğu Kel Hasan takmıştır. Sonra sırasıyla Dümbüllü İsmail Efendi, Münir Özkul, Ferhan Şensoy ve Rasim Öztekin'e kavuk devredilmiştir. Bugün kavuk Şevket Çoruh'tadır. Bu saydıklarımızın hepsi birbirinden değerli aktörlerdir. Kavuk şu an kimde? Münir Özkul, 1968'den itibaren taşıdığı kavuğu 1989 yılında Ferhan Şensoy'a devretti. Ferhan Şensoy'un 2016'da kavuğu devrettiği Rasim Öztekin, Mart ayında hayatını kaybetmişti. Öztekin, 2020'de kavuğu rahatsızlığı nedeniyle Şevket Çoruh'a devretmişti. Türk Tiyatrosunun başımı buyuk ustayı okuduk tanıdık yad ettık Ben okudum sıra sizde Dümbüllü İsmail Efendi ve Dünden Geleceğe Geleneksel Türk Tiyatrosu
Araştırma inceleme sanat tiyatro
Dümbüllü İsmail Efendi ve Dünden Geleceğe Geleneksel Türk TiyatrosuSüleyman Şenel · İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları · 20081 okunma
@kitabiistan (instagram)
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 26. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2025 16:56
Mahya İblisi / Hürer Ebeoğlu Mahya İblisi,geleneksel bir romanın çok daha ötesinde,içinde fantastik macera,aksiyon ama tarihi ve mistik kavramları da fazlaca barındıran,sıra dışı bir kurguyla birlikte dolu dolu bir hikayeye sahip.Türk edebiyatımızda kendine özgü ve çokta başarılı bir yer edindiğini düşündüğüm bu eser gerçek ve hayalin,iç içe geçen bağdaşımıyla,masalsı ve ayrıca yer yer psikolojik bir derinliğe sahip olmanın ötesinde oldukça da keyifli. Hikâye,III. Osman döneminde,o zamanki adıyla Kostantiniyye’de (İstanbul) geçiyor.Şehirde gizemli bir bela,nam-ı diğer “Mahya İblisi” ortaya çıkar.Bu iblis,cami minareleri arasına asılan ışıklı yazılar olan mahyaların arasına,”kaçak mahyalar” asarak şehrin ileri gelenlerinin adeta uykusunu kaçırır. Bu mahyalara yazılanlar,taht peşinde koşanlardan tutunda,kavuk sallayanlara ve dalkavuklara kadar herkesi rahatsız eder.Anlayacağımız düşündürücü ve bir o kadar da kışkırtıcı mesajlar yer alıyor. Yazar,gerçek tarihi olayları ve kişileri,geniş hayal gücüyle birlikte fantastik detaylarla birleştirerek,okuyucuyu hem tarihi bir yolculuğa çıkarıyor hem de vicdan muhasebesine davet ediyor. Mahya İblisi’nin Süleymaniye’nin minareleri arasına astığı mahyada yer alan mesaj “KUL OLMA İNSAN OL” sözü,eserin ana fikrini özetleyen değerde.Mahya İblisini,Osmanlı’nın gizemli ve fantastik bir döneminde geçen,toplumsal ve bireysel vicdanları sorgulayan,eşsiz bir kurguya sahip roman olarak tanımlamak çok mümkün. Kitap kahramanlarımız;mahyaları değiştiren Mahya İblisi,Devlet-i Aliyye Zabiti Böcek Korkud,Umut satan mesnetsiz İzzet,eğlencelerin vazgeçilmez Dalkavuğu Sadık Çelebi,mesleğinden deli gibi nefret eden cellat Bülbül Ferhad,Çeşminaz ve Aynülhayat... Birbirinden bağımsız ama bağımlı,farklı hayatlar yaşarken ne oldu da Mahya İblisi
Mahya İblisiHürer Ebeoğlu · Bilgi Yayıevi · 202469 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 2. kitabı
III. Osman Döneminin İstanbulu … Masal kadar büyüleyici ve mistik , gerçekler kadar acı , karanlığın içinde saklanan sırlar kadar gizemli , ve kral çıplak diye bağıracak kadar cesur … Zamansız zamana yazılan , çoookkkk geçmişten günümüze el uzatan , tarihin hafızası ile günümüzün görmezden gelinenleri arasında sallanan bir Mahya… “KUL OLMA , İNSAN OL” Mahya , Ramazan aylarında minarelerin arasında yükselen “bir olalım , huzurlu olalım “ mesajları veren bir geleneğin adıdır . Buradaki ise Mahyanın temel öğretisinin tam aksine , insanların gözlerini açmaya çalışan bir Anarşist , bir İblis . Şehre bir kabus gelmiştir . Çünkü mahyalarda … ŞAKŞAKÇI OLMA ÖNÜNE GELENE KAVUK OLMA …yazmaktadır . Nasıl olur , padişaha şirk koşmak kimin haddinedir , cezası elbet ölümdür . Peki nasıl olacaktır bu iş ? Tarihi fonun zarif detayları eşliğinde , eski kelimelerin yankılandığı , son derece vurucu , gerçekçi , acı ama güldüren bir üslupla kaleme alınan Mahya İblisinin mesajı çok açık … “Ey insanoğlu , önce insan olmanın hakkını ver , makam peşinde koşarken özünü benliğini kaybetme , kimseye kulluk etme “ İnançla sapkınlık , dalkavukluk ve gerçekçilik , öze dönüş, öz benliğe bakış temalarını sessiz bir haykırışla kulaklarımızı sağır kalp gözümüzü tamamen açarcasına işlemiş sevgili yazarımız @hurerebeoglu . Ben büyük bir hayranlıkla okudum , yılın en iyileri arasında yerini aldı bile Çok detay vermiyorum , gerçek edebiyat tutkunları okurken beni anlayacaktır . Okudukça anlam bulan hayatlara…
Mahya İblisiHürer Ebeoğlu · Bilgi Yayıevi · 202469 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
Geniş bir başlangıç;feodal sistemin, çetelerin, zalimlerin ve zulüm görenlerin panoraması.Özellikle Mihail kilit bir simge, türdeşlerinin güçlü bir emsali.Aradan on yıllar, yüz yıllar geçse de düzenin çarkları aynı dönüyor.Devletin kurallarının herkese aynı işlemediği, otoritenin "seçerek" boyun eğdirdiği güzel anlatılmış.Uzun bir anlatı sonucunda Arap Ali'ye erişiyoruz.Arap Ali'nin önce savaştaki azmini sonra bir tarım işçisinden yılmaz bir nefere dönüşen kahramanlaşan hikayesini okuyoruz.Kitap Çanakkale Savaşı ile başlıyor, Filistin 'in kavuk sıcağında devam ediyor.Sonra Milli Mücadele Dönemi ile Kuvayı Milliye destanının bir parçasını görüyoruz.Hem Ali hem de Yüzbaşı Cemil dürüst, düzgün, onurlu insanlar;fedakar ve kahraman birer askerler.Cemil'in abisinin gölgesinde başlayan hayatı,annesinin evlat ayıran tavrına rağmen ahlakın,erdemin,onurun rehberliğinde vatana adanan vefakâr bir hayata evrildi.Ve Cemil'in öngörüsü beni çok etkiledi.Kitap savaşı,cepheleri ve K. Milliye 'ye evrilen süreci, dönemi çok kanlı canlı aktarmış Gani Dayı, Maya, Hacı Bey,Cemil özenle ete kemiğe bürünmüş karakterler.Adnan Bey, Zaim Kahya gibi tipler, çakalları,her şeyden nemalananları, düzen değiştikçe kabuk değiştirenleri, zalimleri, halkın sırtına binenleri çok iyi temsil etmişler.Her dönemin insanlarının (çok tanıdık) eski zaman örnekleri.Savaşın kiri pası,hem düşmana hem bazı yerlerde halka karşı verilen mücadele, Çerkez Ethem, çeteler, K.Milliye, yakılan köyler, saklanan cephaneler, kıyıma uğrayan bir halk, direniş, umut, Anadolu'nun hâli, en batıdan dile gelmiş.Arap Ali ise başlı başına bir dünya.Saf yüreği, cesareti, yiğitliği, zalimin karşısında mazlumun yanında olan hâli... Velhasıl renkli kitap,efsanelerle, hikayelerle, doğayla, yiğitlikle,kanla, umutla bezeli.Arkadan Mustafa
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025698 okunma