"Önü kavurga kavuruyor, arkan arman savuruyor.."
Duygu ve Düşünce
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
REŞADİYE SÖZCESİ..158 dörtlük
Bu ne bir destandır, ne de methiye, Ne bir güzelleme, ne de reddiye, Yöremize ait sözce bir sözlük, Hediyem olsun tüm Reşadiye’ye! -------------1-------- Babalara "ağa", anaya "abu", Sivrisinek; " üyez", zehire "ağu", Kaldıraça "küskü" , duvara "çamdu", Ilık yere "umuk" diyorlar bizde. -----------2------- Amcamıza "emmi", ablaya "eci", Yenge; "gelinabu", kocaya "kişi", Teyzelere "hala", halaya "bibi", Kaynataya "babalık"diyorlar bizde. ------------3-------- Büyük baba;"dede", nineye "ebe", Örme yulara "örk", incesi; "tille", "Zembereke "zerde", koridor; " örtme", Balkona "güneşlik" diyorlar bizde ------------4------ Ayakta kal "dinel", tembele "simbil", Koyun boku "dığıl", sayaya "ağıl", Patates; "kartopu", buğdaya "tahıl", Sahura "dünnelik"diyorlar bizde --------------5----------- Bazlamaya " fetil", cıstıla; “gilik”, Hardala “ilamsar”, tirşiğe “nünük”, Fasulye; “böğrülce”, pazıya “pezük”, Ihlamura “süğnük” diyorlar bizde. ---------------6------------
Şiir
KAVURGA
Buğdayımı döktüm saca, Kokusunu yaydı baca, Benden sana büyük rica, Yiyin gardaş kavurgayı. Buğdayımı ben kavurdum, Yele verdim de savurdum, Susuz kaldı bak avurdum, Yiyin gardaş kavurgayı. Kavurgayı kat cebine, Otur bir çınar dibine, Yersen yarar hem kalbine, Yiyin gardaş kavurgayı. Kavurga darıdan olur, Âlâsı buğdaydan olur, Kendir girer çeşni olur, Yiyin gardaş kavurgayı. Islak nohut şişer gider, Kül içinde pişer gider, Tansiyon mu düşer gider, Yiyin gardaş kavurgayı. Kış gününe mutat olur, Kurudukça çat çat olur, Kendir ayrı bir tat olur, Yiyin gardaş kavurgayı.
Şiir
Kavrulmuş buğday ve kuru üzüm kavurga :)
Yaştan Gileyliyim/Yakınıyorum
Ben on beş yaşımda yirmi yaşımda Öyle sanırdım ki, kırk, kocalıktır. Elliye basırım, Yalnız, başımda çocukluk havası hele kalıpdır. Bu sanki dün olmuş, omzumda çanta Kavurga yiyerek derse gittiğim. Bu sanki dün olmuş, o kamış atta Nezil kırbaç vurup “at” seğirttiğim. Duyabilmiyorum yaşımı neylim, Yürek o yürektir, heves, o heves... Kah arana düşür, kâh dağa meylim, Nedir gönlümdeki bu duygular bes? Sanki, sanki dünün çocuğuyum ben, Bu aşka, hevese bazen gülürüm. Fakat kınayamam kendimi bazen, Hani ne yattım ki, uyku da görüm. Gençlikten elimiz üzülen gibi, Dünyadan dört elle yapışırız biz. Yaşımız geçtikçe, ağaçlar gibi derine işliyor rişelerimiz. Bahtiyar Vahapzade
Şiir