9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 13:42
"Gözüm Sakarya'da, Dumlupınar'da; kulağım İnebolu'da..." Bu sözlerin Kurtuluş Savaşı'nın en sert geçtiği dönemde Mustafa Kemal Atatürk tarafından söylendiği iddia edilir. Çünkü İnebolu Limanı'na gelen cephane ve malzemeler, kağnılarla ve insan gücüyle Ankara'ya ve Batı Cephesi'ne taşınıyordu. Bu kağnılardan birinin sahibi de Şerife Bacı'ydı. İstiklal yolunda kucağında bebeği kağnısında cephanesiyle Dumlupınar'a umut taşıyan Şerife Bacı tipi ve kar altında donarak şehit oluyor. Güneş ışıkları Şehit Şerife Bacı'nın üzerindeki karlara vururken Dumlupınar'da Türk Milleti bir ölüm kalım savaşı veriyordu.
Kayık ve KağnıHasan Basri Şenel · Post Yayınevi · 20188 okunma
Hayatın anlamını, varoluş sebebini arayan, yüce insan.
Puan vermedi
Tolstoy, herzaman okumaktan zevk aldığım, beni kendine çeken, her okuduğumda da beni kendime getiren bir yazardır. Bu kitabı daha önce okumadığım için de üzüldüm açıkçası. Benim gibi geç kalmadan okumanızı tavsiye ediyorum. Tolstoy kitabında beyhude bir yaşam sürdüğünü fark edip; varoluş sebebini aramaya başlıyor, "neden ve ya sonra" sorularını sorarak çıktığı yolda, sorularının cevabını akıl, bilim, felsefe ve insan ekseninde aramaya başlıyor. Tolstoy bu süreci anlatırken, hem araştırma yol ve yöntemlerine hem kendi düşünce dünyasında yaşadığı bunalımlara, buhranlara, intihar fikrine, yaşama arzusuna, hem boş ve anlamsız süregelen hayatına yer veriyor kitapta. Kendi öz eleştirisini öyle güzel yapıyor ki, bilgiye erişme yöntemleri ve zekasına hayran bırakıyor. Tolstoy uzun ve meşakkatli cevap arayışını, Tolstoy'a yakışır şekilde bütün incelikleriyle, bütün başvurulabilinecek kişi, yöntem ve delillerle yapıyor. Kitapta hayatını ve araştırma sürciniözetle şöyle anlatıyor: "Başıma gelenler şunun gibi bir şeydi: Oraya nasıl geldiğimi bilmeden, kendimi bilinmeyen bir sahilden yola çıkmış bir kayıkta bulmuştum. Diğer kıyıya olan yol gösterilmiş, tecrübesiz ellerime kürekler yerleştirilmiş ve yalnız bırakılmıştım. Kürekleri elimden geldiğince güçlü çekip hareket ediyordum. Fakat merkeze ne kadar varmaya çalışırsam çalışayım, akıntı beni yolumdan o kadar saptırıyordu ve gittikçe daha çok akıntıda yolunu kaybetmiş kişiyle karşılaşıyordum. Bazıları hâlâ kürek çekiyordu, bazılarıysa küreklerini atmıştı. İnsanlarla dolu büyük kayıklar, dev gemiler vardi. Bazısı akıntıya karşı mücadele ediyor, kimisi ise akıntıya kapılıp gidiyordu. Daha ileriye gittikçe akıntıyla nehrin aşağısına doğru sürüklenenleri görüyor ve gideceğim sahili iyice unutuyordum. Nehrin ortasında, akıntıyla aşağı
İtiraflarımLev Tolstoy · İskele Yayıncılık · 202129,3bin okunma
Reklam
Gecelerim | Ahmet Rasim
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 21:30
Ahmet Rasim’in çocukluk ve gençlik yıllarının izini sürdüğü, eski İstanbul’un o mahalle kokusunu ve Darüşşafaka’nın disiplinli koridorlarını anlattığı bir ruh muhasebesi bu kitap. Sadece bir anı değil; bir çocuğun haşarılığından feragat edip 'mektep' duvarları arasına sığınışının hikayesi... Anneden kopuşun, bir çocuğun ruhunda bıraktığı o ilk büyük sızıyla başladım okumaya. Gecenin o derin sessizliğinde, herkes uyurken kurulan hayaller ve bitmek bilmeyen anne özlemi... Kışın bahara göz kırptığı o anlar gibi; umutla hüzün, çocuklukla olgunluk hep iç içe. Okulun o sessiz yatakhanelerinde edilen dualar, insanın ruhuna bir mihrap huzuru bırakıyor. Beni en çok vuran ise o mehtaplı kayık yolculuğu oldu. Sanki o denizin parıltısı, insanın içindeki tüm sancıları, o anlatılamayan yükleri suyun yüzüne çıkarıp alıp götürüyor. Mektep sadece kitaptan ibaret değilmiş; özlemi, mehtabı ve her vedada biraz daha büyümeyi öğrenmekmiş. Anladım ki; her ayrılış, kendimizden bir parçayı o denize bırakıp yola devam etmekmiş aslında.
Anı-Hatırat
GecelerimAhmet Rasim · İş Bankası Kültür Yayınları · 2023708 okunma
6/10
·224 syf.·
2026 23. kitabı
Jerome K. Jerome - Bir Kayıkta Üç Kafadar Kitapta üç arkadaşın Thames Nehri boyunca çıktıkları kayık yolculuğu anlatılıyor. Bu gezi planladıkları gibi olmadı. En iyi romanlar arasında gösterilip beklentimi karşılamadığını söylemem umarım kitabı beğenenleri üzmez. Eğer yazarın daldan dala konan üslubuna karşı sabırlıysanız, sizi çok eğlendirecek bir yolculuk bekliyor. Benim için kitap kötü değildi ama o sürekli değişen odak noktaları olmasaydı keşke, çok daha akıcı bir kitap olabilirdi. “Evli erkekler eşlerinden kurtulmak isterken, bekâr delikanlılar eşleri yok diye kıyameti koparırlar.” “Dünyanın kanunu bu sanırım. İnsanlar genelde sahip olmadığı şeyleri arzular.” “Acı ve kederle geçen günlerimiz kalplerimizi kötülükle doldurduğundan dünya bizim için acımasız bir yere dönüşmüştür.” “Bu dünya bir sınavdan ibaret, insanlık da kıyamet kopana dek türlü cefaya katlanmak zorunda.”
Bir Kayıkta Üç KafadarJerome K. Jerome · Can Yayınları · 20201,032 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
Bir insanın çocukluğu… Belki de en büyük cenneti, ya da en derin cehennemi. “17 Haziran” çocukluk anılarının insanın hayatında, kaç yaşında olursa olsun, nasıl izler bıraktığını sarsıcı bir şekilde anlatıyor. Yazarın “en otobiyografik romanım” demesi ise içimi en çok acıtan yerdi. Çünkü yaşananlar gerçekten çok ağır. 45 yaşındaki Vidar, eski eşyalarının olduğu bir kolide bir not defteri bulur. Ve bir telefon numarası… Arar. Karşısına artık kullanılmayan bir evdeki hayatta olmayan babası çıkar. Ve biz 17 Haziran 1986’ya gideriz. Bu bir hayal mi? Bir anı mı? Yoksa zihnin bir oyunu mu? Bunu anlamak için tekrar arar. Ve yine aynı gün… Annesi. Ablası. Ve en çarpıcısı: Sekiz yaşındaki hali. Kendi çocukluğuyla konuşur yetişkin Vidar.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,330 okunma
6/10
·224 syf.··
2021 72. kitabı
Bir Kayıkta Üç Kafadar, The Guardian’ın tüm zamanların en iyi 100 romanı listesinde yer alan Bir Kayıkta Üç Kafadar, klasik bir mizahi roman. Yayınevlerinin devamlı aynı kitapları klasikleri bastığı şu günlerde, farklılığıyla görür görmez gözüme çarptı ve merak edip alıp okudum. Sizleri komedi soslu metnin beklediğini kitabın sayfasını açar açmaz “Bir Kayıkta Üç Kafadar (KÖPEK HARİÇ)” başlığını görmekle tahmin edebiliyorsunuz. Bir sürü hastalıktan mustarip olduğunu düşünen üç İngiliz beyefendisi ve bir de köpek, hava değişiminin kendilerine iyi geleceğini düşünüp günlük hayatın koşuşturmacasından biraz uzaklaşmak isteyince kayık kiralayıp Thames Nehri’nde iki haftalık, dinlendirici bir gezintiye çıkmaya karar verirler. Fakat bu gezi planladıkları gibi gitmez; çeşitli talihsizlikler ve maceralarla karşı karşıya geleceklerdir. Ele aldığı komik olaylar içerisinde “Peynir” ve “Asılı Balık” beni kırıp geçirdi gerçekten. Tuhaf olan ise, yer yer İngiltere tarihinden söz ediyor olması, çünkü geneli okuduğunuzda bu ayrıntıların oldukça tuhaf olduğunu söyleyebilirim. Benzer kitapları okumadığımdan, izlediğim filmlerden iki tane önereyim; Withnail and I ve Harold and Maude gibi önerileri seversiniz, şayet romanı severseniz. Son olarak, çok büyük bir beklenti içine girmeden, hoşça vakit geçirtebilecek, eğlenceli ve çok da iddialı konuşmayı gerektirmeyecek türden.
Bir Kayıkta Üç KafadarJerome K. Jerome · Can Yayınları · 20201,032 okunma
Reklam
Reklam