"Köylümüzün dörtte üçü inlerde, kovuklarda kerpiç kulübelerde hayvanlarıyla birlikte yaşarken, yabancıların geçtiği tren yolu boylarına göstermelik modern köyler yaptılar. Millet kilosu iki buçuk liradan pirinç bulamazken, devlet kesesinden besledikleri bir lokantada yabancılara iki liraya lüks yemekler yedirdiler."
Kitap, Sabahattin Ali'nin sandığının incelenmesi sonucu içinde bulunan hikayeler, şiirler, yazılar ve desenlerden oluşuyor. Hikayelerin yapı olarak bazı bozukluklara sahip olduğu yayınlanmamasından da anlaşıldığı gibi yine de okuduğum için mutluyum. Bu kadar erken kaybedilen bir yazarın yazdığı her şey çok değerli. Fakat kitapta en çok beğendiğim bölüm yazıları oldu. O dönemde dönemi ve iktidarı eleştiren bu tarz yazılar yazmak ne kadar büyük bir cesaret gerektirmiştir kim bilir... Özellikle eleştirdiği tanınan yazarların, devlet adamlarının ismini görmek şu anki Türkiye'de bile çok şaşırtıcı. Kitaptaki son yazıdan birkaç ay sonra öldürüldüğünü bilmek çok acı vericiydi. Özellikle Sabahattin Ali'nin neden vahşice öldürüldüğünü anlamak için kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.
Sabahattin Ali'nin bitirdiğim her kitabı için pişmanlık duymak yerine kitaplarını okumaya yetişememeyi tercih ederdim.