Yıllar geçiyor ve o hiç bir şeyi değiştiremediğini fark ediyordu. Bu gerçekle şimdiden yüzleştiğine göre etkisizliği, işe yaramayışı çok şiddetliydi. Ki kendisini kandıracak hayali sebepler bulup çıkaramıyordu.
Üstelik bu yüzleşmenin şiddeti ne kadar kuvvetli olursa olsun idealleri hala sağ, kanlı canlı kılıcını çekmiş mücadeleyi bırakmıyor, pes etmek bilmiyordu.
Bu da demekti ki gerçekleri görecek kadar olgunlaşmış, yaş almış; mücadeleden yorulmayacak kadar da gençti.
Gençlik gerek bana.
Ümidi yeşertmenin başka yolu kalmadı.
O inanan parıltı ancak bir gencin gözlerinde sağ kalabilir.
Tüm bu kokuşmuşlukla ancak bir gencin tecrübesizliği baş edebilir.
Cahil cesareti gerek kafa tutmak için
Ve bir şeylerin düzelmesine güç yetirmek için hiç öğrenmemiş olmak gerek.
Yeniden gülebilmek için yeniden genç olmak gerek,
Bilmemek gerek...
"Böyledir," dedi değirmenci. "Bir kişi bütün dünyayı sevincine katar da güldürür, ağıdına alır da ağlatır. Böyledir bu. Bir tuhaf yaratıktır şu insanoğlu