Devrimden önce, Suriye’nin Esad için olduğunu düşünüyordum. Suriye sadece yaşadığım yerdi ama bana ait değildi. Devrim başladığında, Suriye’nin benim Ülkem olduğunu keşfettim..
Büyük annem oğulları alındıktan sonra delirdi. Öldürüldüklerini asla inanmadı. Babam insanlara sormaya ve aramaya devam etti . Hatta ayakkabı yıllarını gördüğü mezarlığa gitti .Öldürüldüklerine dair bazı kanıtlara sahip olabilmek için kardeşlerin ayakkabılarını bulma umuduyla kazdıkça kazdı. Bana her Yerde kan olduğunu ve kokunun onu bayıltacak kadar kötü olduğunu söyledi. Ama kazdı, kazdı, kazdı....Kazdı ama başaramadı...Abdul Rahman (mühendis)
Ucunu yakaladığı farklı gerçeklerin içinde,aralarında o çok önemli ayrıntıyı farketmişti Melike . Süleyman güneşe değil ,güneşi ve ayı bir sapan taşı gibi kudret elinde döndürene iman ediyordu. Belkıs ise her sabah göz alıcı ışıklarıyla doğup alemi ışıtan güneşe meftundu.Belkıs nimeti verene değil nimete ,yani güneşe teşekkür ediyordu . Süleyman ise nimetin mecrasını bulmuştu ve ona aşıktı ...