Kendimizi travmalardan sakınmak değil, yaşadığımız olaylara karşı güçlendirmek, olayları anlamlandırabilmek gerekir. Evet, bir olay yaşanabilir, ancak bu olayın üstünü örtmeden ne olduğuna, nasıl olduğuna, nerede yanlışlarımız nerede doğrularımız olduğuna, bize neler kazandırdığına bakmamız gerekir. Ancak bu sayede gelişme faktörünü oluşturabiliriz. Yani travmalar kaçınılmaz ise kendimizi ve çevremizi travmalara karşı daha güçlü hale getirebiliriz.
“Allah der ki, ‘Kimi benden çok seversen onu senden alırım…’ Ve ekler: ‘Onsuz yaşayamam, deme, seni onsuz da yaşatırım.’ Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yâr bile bir gün el olur, aklın şaşar. Dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya. Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur… ‘Düşmem’ dersin düşersin. ‘Şaşmam’ dersin şaşarsın. En garibi de budur ya. ‘Öldüm’ der, yine de yaşarsın.”