Evet, kim kendi uyanık vicdanını dinlerse "Ebed! Ebed!" sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek o vicdan, o ebed için mahluktur.
Nefs-i insaniye gafletle kendini unutuyor. gayet derecedeki kusurunu göremez ve görmek istemez. Hem ne kadar zayıf ve zevale maruz ve musibetlere hedef bulunduğunu ve çabuk bozulur dağılır et ve kemikten ibaret olduğunu düşünmez. Adeta polattan bir vücudu var gibi lâyemutane kendini ebedi tahayyül eder gibi dünyaya saldırır. Şedit bir hırs ve tama' ile ve şiddetli alâka ve muhabbet ile dünyaya atılır. Her lezzetli ve menfaatli şeylere bağlanır. Hem kendini kemal-i şefkatle terbiye eden Hâlık'ını unutur. Hem netice-i hayatını ve hayat-i uhreviyesini düşünmez, ahlâk-ı seyyie içinde yuvarlanır.
Beşeriyet için insan vücudunun hayat damarı mertebesinde olan ve peygamberlerin risaletini yüklenen Müslümanların gerilemesi, devletlerinin yok olması, rüzgârlarının kesilmesi; zayıf, iktidarsız, alelâde bir milletin veya bir unsurun yahut bir topluluğun gerilemesi gibi değildir. Bilakis beşeriyetin ruhunu teşkil eden risalet davasının gerilemesi, din ve dünya nizamının üzerine oturduğu temelin yıkılması demektir.