Anlıyordum ki, fakirlik ve ucuzluk aynı şey; biri insana biri eşyaya mahsus; ikisi de sevilmiyor, ikisinde de tüm samimiyetine rağmen değersizleşiyorsun.
Eğitim fakültesini kazandığım için ağlayan anne babam, mezuniyetimde yakama küçük altın takacak kadar gururlu; giderken "Altını sen kaybedersin şimdi, düğününde tekrar takarız “ diye geri alacak kadar da yoksuldu.
Pek çoğumuza göre, otobüstekiler ekmeğinin peşinde koşmaktan geliyor, arabadakiler eğlenceli bir yemekten ya da en azından keyifli bir iş toplantısından dönüyordu.