Dünyanın geri kalanına karşı kör, sağır ve dilsiz kalacaksın. Basamakları hızla tırmanırsın. Zamanla işler büyür, rütbece yükselirsin. Hepimiz buna kariyer deriz! Kariyer için insanın çok az şeye ihtiyacı var. Zekâ, heves, duygu falan gereksiz. Lüks! Kendi hayatını yaşayıp gidersin, ama bu hayatın içini dolduracak hiçbir şeyin olmaz. Bu arada da on ikiden beşe dairede, sabah sekizden on ikiye kadar da evde çalışırsın. Zavallı!
Her şeyin bir mevsimi vardır. Evet. Yıkmanın zamanı ve inşa etmenin zamanı vardır." Evet.Susmanın zamanı ve konuşmanın zamanı vardır. Evet, bütün bunlar. Ama başka? Başka? Bir şey, bir şey...
Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığın da, sen orada olursun.