"Zihnimizdeki her şema değişime uğrar; üzerine yeni anlamlar iliştirilir, filizlenirler ya da yıkılırlar..." Bugün zihnimin 'korunaklı bir cebine' bu zarif mektubu ve bir 'Bay Keating' ruhunu nakşettim. Bir öğretmenin öğrencisinin zihnini 'poetik ve estetik' olarak tanımlamasından daha büyük bir motivasyon olabilir mi? Anlamın dünyadan kovulduğu bu çağda, hala böyle derin bağlar kurabildiğimiz için çok şanslıyım. 🖋️✨
Duygu ve Düşünce
“Tıp, hukuk, ticaret, mühendislik… bunlar soylu uğraşlardır… ama şiir, güzellik, romantizm, aşk — işte yaşamak için bunlara tutunuruz.” — John Keating 🎬 Ölü Ozanlar Derneği
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Epstein, Rahibe Teresa ile aynı sektörde faaliyet gösteriyordu. Rahibe Teresa, bebekleri satan ve Vatikan için yılda 50 ila 100 milyon dolar arasında gelir elde eden bir çocuk kaçakçısıydı. Bağlantıları arasında Bebek Doktor Duvalier (Haiti diktatörü), Charles Keating (Tasarruf ve Kredi skandalına karışan suçlu) ve Robert Maxwell (Jeffrey Epstein'ın çocuk kaçakçılığındaki ortağı Ghislaine Maxwell'in babası) yer alıyor. Dahası, Rahibe Teresa, Washington DC'deki küçük çocuk yuvasını Hillary Clinton ile birlikte kurmuştu. Bu yetimhane 2012'de sessizce kapatıldı.
1000Kitap
Ölü Ozanlar Derneği filmi analizim
Çizilmiş, yürünmüş olan yoldan farklı olanı seçmek.Kendine ait olanı oluşturmak.Cesaret ve özgüven ister.Bir kere kırıldı mı zincir özgür kalır ruh.Hep aynı görünen hayat sanki bir çocuğun boyanmamış resim kitabı gibidir.İstediğin renge boyamaya başlarsınız.Özgürlük,Mutluluktan olduğun yerden taşmanı sağlar. Filmde de tiyatro için canlanan çocuk ve babası izin vermediği için intihar eden Neil.Tiyatro bir nefesti onun için yaşama amacı. Bazen düşünüyorum da sadece bir şeyi merkez yapmak ne kadar doğru? Yapmazsak merkeze almadan birkaç çemberin kesişiminde yer almak aynı hazzı vermez mi? Neyse biraz da Robin Williams' ın rolünden bahsetmek istiyorum size.Oyunculuğuna bayıldığım biri.Filmde de karşımıza John Keating diye çıkıyor.Edebiyat öğretmeni.Ezbere öğretilmiş, formüle dökülmüş edebiyatın edebiyat olmadığına inan ve bu yolda öğrencilerinin gözünü açan mükemmel bir öğretmen.Gerek masaya çıkıp farklı bakış açısı sağlaması gerek de dışarıda kendi adımlarıyla bile olsa en sonunda bir ortak ritme varılacağını gösteren gerçek eğitici.Maalesef ki biz böyle bir eğitimden uzak kalmış neslin ferdiyiz.Öğrencilerindeki ışığı görüp ona göre ışığı parlatması.Sessiz, sakin, konuşmaya cesareti olmayan öğrencisinin filmin sonuna doğru ilk ayaklanan olması.Haykırarak tam da öğretmeninden öğrendiği şekilde savunması.Sonra da tüm sınıfın ayaklanması.Muhteşem bir sahne. Eriyip gidiyoruz bize ezberletilmiş formüllerde. Hayatı, mutluluğu bile formülü var mı diye sorgulatıp yaşamaya çalışıyoruz.Kendi izimizi bulmamız dileğiyle.(Birazcık karışık yazdım;))
#arkadaş
Kim ne derse desin, sözcükler ve düşünceler dünyayı değiştirebilir. -Ölü Ozanlar Dernegi(John Keating)
Geleneklerin Gölgesinde Kendi Şiirini Yazmak
"Ölü Ozanlar Derneği, sadece bir okul hikayesi değil; her birimizin içindeki o bastırılmış 'özgür ruhun' uyanış hikayesidir. Bay Keating bize statülerin, unvanların ve diplomaların sadece birer araç olduğunu, asıl amacın ise 'insan kalabilmek' olduğunu hatırlatıyor. Çoğumuz tıp, hukuk ya da mühendislik gibi 'saygın' yolların peşinden koşarken; kalbimizi besleyen o tek dizeyi, ruhumuzu aydınlatan o tek tabloyu ya da adaletin o keskin kokusunu unutuyoruz. Oysa bizi biz yapan, o 'faydasız' görünen tutkularımızdır.
Edebiyat