"Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey... "
"Açlık hissinin karnından geldiğini sanıyor, ama aslında ruhunda hissediyor."
Bugün bu sözü okuduğumda içimde bir yerlerin parçalandığını hissettim. Aslında mutlu olduğum bir gündü; belki de uzun zamandır bu duyguya o kadar yabancı kalmışım ki, şu anki halimi garipsiyorum. Mutluluğun misafirliğini ve geçiciliğini bilmek, omuzlarımda ağır bir yük gibi duruyor. Yine de bu çaresizlik hissinin içinde, ruhuma dokunan o ince sızıyı dinliyorum.