Ermin Gümüş, bir alıntı ekledi.
36 dk. · Kitabı okuyor

Aslında yazamayacak kadar yorgunum, bu çaresizlik keder, aşk, aşka direniş yığınından benim için arta kalanı seçip ayıramayacak kadar yorgunum, böylesine bencilleşiyor insan işte...

Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 136 - Koridor)Milena'ya Mektuplar, Franz Kafka (Sayfa 136 - Koridor)
Perde Kapandı…, bir alıntı ekledi.
3 saat önce

Gururlu insanlar kendilerine sadece keder yaratırlar…

Uğultulu Tepeler, Emily Bronte (Sayfa 83 - Koridor Yayıncılık - 308, Çeviren: Handan Ünlü Haktanır)Uğultulu Tepeler, Emily Bronte (Sayfa 83 - Koridor Yayıncılık - 308, Çeviren: Handan Ünlü Haktanır)
veysel demirkol, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ölüm, keder, umutsuzluk ve kupkuru bir felsefe uyandıran kişisel bir sorundur.

Yukarı Mahalle, John SteinbeckYukarı Mahalle, John Steinbeck

Bir Yudum Şiir
Bazı vakit insan, hiçbir yere hiçbir şeye tutunamaz. Birden bütün fena adamların bütün fena meselelerin arasında kalıverir öylece. Üstelik kimseye derdini anlatamaz, herkesin ağzında aynı lakırtılar: Herkes haksız da sen mi haklısınlar, kimse bilmiyor da sen mi biliyorsunlar, vesaireler... Bülent Parlak bir başka şiirinde, "Nereye gitsem yakışmadım beni kim aklayacak?" diye sorar. Hakikat, sevgili okur. Dünya üstümüze yıkılsa da cevabımızdır, hakikat. Var olun. 

Bülent Parlak - Şubat Kimseye Çekmedi

 

elleri vardı, siz bilmezsiniz
ben tek başımaydım, onlar ise yalnızdı
şubattan kalan bir gece yarısıydı sanki bütün caddeler
yine yenik ve gazetesiz ayrılıyorduk bir çağdan
çağın canı cehenneme
cennet nereye düşer şimdi
annesinden dayak yerken sorunca çocuk

ellerin vardı, sen de bilmezdin
hatırı sayılmak kimsenin aklına gelmeyen bir yoksul gibi
karşında duruyordum
senin için ıslak mendilleri kurumuş evlerin önemi yoktu
patrona halil, ilk posta teşkilatı ve
çekinerek kızının evinde ayaklarını uzatan babaların
kaldım, bir yanım alacaklı tarih diğeri aşk.
radyoların canı cehenneme 
ben birşey demesem allah yine de anlıyordu

elleri vardı, demedim kimseye
başına ne gelirse hepsi yaşamaktan
ve bir çocuğun oyuncağının ardında yitip giden elleri
iki keder arasında gülmek doğru sayılmaz 
bir parkın yoldaşıydım sanki
hiçbir richter tespit edemese de
richter’in canı cehenneme 
titriyordu elleri

elleri vardı, siz bilmezsiniz
bir gülse kansere ve bana
yani durmadan çocukluğundan bahseden bana çare bulunacaktı
birkaç damla kan sızardı gözlerinden
bolşevikler tövbeye dururdu
aylardan şubat
güneşini avuçlarında saklayan bir uçurum gibi sessiz
yaşamın canı cehenneme
gözlerin doluyordu

Dünya, bir alıntı ekledi.
5 saat önce

“Felâketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan ke­derler taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının fe­lâketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasiyle iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür.”

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa

Gözlerine baktım uzun uzun.
Ulan dedim,
Ulan buna değer, bu adama değer.
Eğer keder bu adamdan gelecekse
Başımın üstünde yeri var...

Özgür Demir, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okuyor

Keder bu topraklarda kadınlar için kaderdi.

Nar Lekesi, Meral Şimşek (Sayfa 52 - Leyl Yayınları)Nar Lekesi, Meral Şimşek (Sayfa 52 - Leyl Yayınları)
Buruk86, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okuyor

Kahinin konuşması..
"_ve insanların üzerine büyük bir keder çöktüğünü gördüm.En iyiler usandilar eserlerinden.
Bir öğreti doğdu,bir inanç eşlik ediyordu ona:'Her şey boş ,her şey aynı,herşey geçti bitti!
Ve tüm tepeden yankılandı:'Her şey boş ,her şey aynı,herşey geçti bitti!'
Elbette ürün aldık:ama neden tüm ürünlerimiz çürüdü,karardı?Ne düştü son gecede hayırsız aydan aşağıya?
Bosunaydı tüm emekler, şarabımız zehir oldu,kem bir göz soldurdu tarlalarımızı ve yureklerimizi.
Kuruduk hepimiz ;üzerimize ateş düştüğünde kül gibi saçılıyoruz:_evet,ateşi bile usandırdık biz.
Tüm kuyular kurudu bize,deniz bile çekildi.Tum yer yarılmak ister,ama derinlik yutmak istemez!
'Ah nerede artık,içinde boğulabilecek bir deniz ':böyle çınlıyor yakınmamız_sığ bataklıkların üstünden.
Sahiden,ölmek için bile çok yorgundum;şimdi uyanığız hâlâ ve devam ediyoruz yaşamaya mezar odalarında!

Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche (Sayfa 132)Böyle Buyurdu Zerdüşt, Friedrich Nietzsche (Sayfa 132)