hiçbir şeyi kaldırıp atamamak; fazladan, herkesin, her şeyin ayağına dolaşan bir baş belası olarak kalmak... yaşamdaki en büyük başarının, seçip ayıklayıp pek az şey bırakmak; önemli olanın, başarı sayılabilecek olanın, sevip yaptıklarınız değil, belli bir bilinçle kaldırıp attıklarınız, sizi meşgul etmesine izin vermedikleriniz olduğunu düşünürsek
en canınızdan bezip "benden bu kadar," dediğiniz anlarda, bir oyunbozan çıkar ortaya. kendinizi yok etmeyi, en azından yok saymayı düşündüğünüz bir anda, birisi bir kahve ısmarlayıverir; ve bir kahveye fit olup, yaşama devam etmeye karar verirsiniz. değişen bir şey yoktur tabii - ve bu kimse yeni biri de değildir.
yüzlerce kopuk yaşam, çürük de olsa yaşamınızın rengine uymayan renkte iplikle dikilir. önüne bakıp da renk farkını gören, daha fazla dayanamaz